120 soru, 130 dakika, geri sayımlı. Gerçek KPSS Genel Yetenek–Genel Kültür oturumunun birebir aynı ders dağılımı.
Sorular bu deneme için
özel olarak hazırlandı; ÖSYM'nin soru tiplerine ve zorluk düzeyine göre
kalibre edildi. Bitirince netini, ders bazında dökümünü ve her sorunun
adım adım çözümünü görürsün. Kayıt yok, ücretsiz.
30 Türkçe
24 Matematik
6 Geometri
27 Tarih
18 Coğrafya
9 Vatandaşlık
6 Güncel Bilgiler
Yarım kalmış bir denemen var.
Süre başlat düğmesine bastığında işlemeye başlar.
Soruların tamamı ve çözümleri aşağıda. Süreli çözmek için
tarayıcında JavaScript'i aç.
130:00
1 / 20
Sonucun
0,00net
Doğru
0
Yanlış
0
Boş
0
KPSS'de dört yanlış bir doğruyu götürür: net = doğru − yanlış ÷ 4. Boş bırakmanın cezası yoktur.
Aşağıda her sorunun doğru cevabı ve çözümü var; işaretlediğin
şık da gösteriliyor.
Soru 1/120Türkçe
Kentlerde geceyi aydınlatan lambaların sayısı her yıl artıyor; oysa bu ışığın önemli bir bölümü yere değil, gökyüzüne gidiyor. Yukarı sızan ışık, atmosferdeki toz ve nem taneciklerine çarpıp dağılıyor ve kentin üzerinde soluk bir kubbe oluşturuyor. Bu kubbe, çıplak gözle görülebilen yıldızların sayısını belirgin biçimde azaltıyor. Etkilenen yalnız gökyüzü de değil: geceyi ölçü alarak yön bulan böcekler şaşırıyor, göçmen kuşlar rotalarından sapıyor. Gökbilimciler yıllardır büyük teleskopları kentlerden uzağa, dağ başlarına kurmak zorunda kalıyor; çünkü kentin üzerindeki bu parıltı en güçlü aygıtın bile görüşünü bulandırıyor. Çözüm, aydınlatmadan vazgeçmek değil. Lambaların başlığını aşağı çevirmek, geç saatlerde bir bölümünü söndürmek ve daha sıcak renkli ampuller seçmek bile durumu hissedilir ölçüde iyileştiriyor.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
Çözüm
Doğru cevap: E
Bir yargının parçadan çıkarılabilmesi için metinde doğrudan söylenmiş ya da söylenenden zorunlu olarak türetilebilir olması gerekir. Parça, çözümü tanımlarken "aydınlatmadan vazgeçmek değil" diyerek bunun tam tersini söylüyor; dolayısıyla aydınlatmadan tümüyle vazgeçilmesi gerektiği yargısı metinden çıkarılamaz, metinle çelişir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Işığın taneciklere çarpıp dağıldığı ikinci cümlede birebir belirtilmiştir. Etkilerin gökyüzüyle sınırlı olmadığı "Etkilenen yalnız gökyüzü de değil" ifadesiyle söylenmiştir. Aydınlatma biçimindeki değişikliklerin iyileştirme sağladığı son cümlede "hissedilir ölçüde iyileştiriyor" sözleriyle verilmiştir. Gece koşullarına göre yön bulan canlıların etkilenmesi ise böcek ve göçmen kuş örnekleriyle anlatılmıştır.
Soru 2/120Türkçe
Kentlerde geceyi aydınlatan lambaların sayısı her yıl artıyor; oysa bu ışığın önemli bir bölümü yere değil, gökyüzüne gidiyor. Yukarı sızan ışık, atmosferdeki toz ve nem taneciklerine çarpıp dağılıyor ve kentin üzerinde soluk bir kubbe oluşturuyor. Bu kubbe, çıplak gözle görülebilen yıldızların sayısını belirgin biçimde azaltıyor. Etkilenen yalnız gökyüzü de değil: geceyi ölçü alarak yön bulan böcekler şaşırıyor, göçmen kuşlar rotalarından sapıyor. Gökbilimciler yıllardır büyük teleskopları kentlerden uzağa, dağ başlarına kurmak zorunda kalıyor; çünkü kentin üzerindeki bu parıltı en güçlü aygıtın bile görüşünü bulandırıyor. Çözüm, aydınlatmadan vazgeçmek değil. Lambaların başlığını aşağı çevirmek, geç saatlerde bir bölümünü söndürmek ve daha sıcak renkli ampuller seçmek bile durumu hissedilir ölçüde iyileştiriyor.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: E
Sayısal veri, metinde ölçülmüş bir miktarın rakamla verilmesidir. Parçada hiçbir oran, sayı ya da ölçüm yer almaz; nicelikler "önemli bir bölümü", "belirgin biçimde" gibi belirsiz sözlerle anlatılır. Bu nedenle sayısal veriden yararlanıldığı söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Işığın taneciklere çarpması sonucunda kubbenin oluşması neden-sonuç ilişkisidir. Böcekler ve göçmen kuşlar örneklendirmedir. Son cümledeki başlığı çevirmek, söndürmek ve ampul seçmek önerilerdir. Gökyüzüne sızan ışığın yıldız görünürlüğünü azaltması ise sorunun kendisidir.
Soru 3/120Türkçe
Şiirlerinde gündelik dilin sıcaklığını koruyan şair, süslü söyleyişlere kapısını hep kapalı tutmuştur.
Bu cümledeki "kapısını kapalı tutmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Bir söz öbeğinin cümledeki anlamı, birlikte kullanıldığı öğeden çıkarılır. Burada kapalı tutulan şey "süslü söyleyişler"dir; yani şair belli bir anlatım biçimini kendi şiirine sokmamakta, onu benimsememektedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Cümlede şairin yeni arayışlardan çekindiğine ilişkin bir bilgi yoktur; tersine kendi tutumunu bilinçle sürdürmektedir. Eleştiri sözcüğü ya da eleştiriye ilişkin bir ima cümlede geçmez. Okurla mesafe değil, "gündelik dilin sıcaklığı" vurgulanır. Geleneği sürdürmek de söylenmez; söylenen, tek bir söyleyiş biçimine kapalı olmasıdır.
Soru 4/120Türkçe
Toroslar'ın güneyinde(I) kalan bu ilçe, yüz yıllardır(II) aynı geleneği sürdürüyor; her yıl(III) düzenlenen şenlikte birçok(IV) yöresel ürün tanıtılıyor(V).
Bu cümledeki numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Belirsiz bir zaman anlamı taşıyan ve tek bir kavramı karşılayan "yüzyıl" birleşik sözcüktür, bitişik yazılır; "yüzyıllardır" biçiminde olmalıdır. Ayrı yazıldığında "yüz tane yıl" gibi sayı anlamı doğar ki cümlenin anlamı bu değildir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yön adları özel ada bağlı olarak kullanıldığında küçük harfle ve ayrı yazılır. "Her" sözcüğü kendisinden sonraki adla her zaman ayrı yazılır. "Birçok" belgisiz sıfatı bitişik yazılan bir sözcüktür. "Tanıtılıyor" ise edilgen çatılı bir eylemin kurallı yazımıdır.
Soru 5/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Bağlaçla bağlanan iki yüklem, aynı özneye bağlandığında çatı bakımından da uyumlu olmalıdır. Bu cümlede işi yapan önce "temizlendi" ile gizlenip edilgen kuruluş seçilmiş, hemen ardından "dizdiler" ile etken kuruluşa geçilmiştir; aynı yargı içinde eylemi yapanın bir gizlenip bir ortaya çıkması anlatımı bozar. Cümlenin düzgün biçimi ya baştan sona edilgen ("masalar yeniden dizildi") ya da baştan sona etken ("salonu temizlediler ve masaları dizdiler") olmalıdır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Konukların alınması ve ikramların dağıtılması yüklemlerinin ikisi de edilgendir. Görevlilerin salonu temizleyip masaları dizmesinde iki yüklem de etkendir ve ortak öznesi görevlilerdir. Sabah yola çıkıp öğleye doğru varmada iki yüklem de etkendir, ortak özne aynıdır ve zaman uyumu korunmuştur. Yağmur başlayınca çocukların içeri girmesinde ise tek yüklem bulunduğundan çatı uyumu sorunu doğmaz.
Soru 6/120Türkçe
Bir kentin kütüphanesi, o kentin kaç kitap barındırdığıyla değil, o kitaplara kimlerin ulaşabildiğiyle ölçülür. Rafları en zengin kütüphane bile kapısı yalnız mesai saatlerinde açılıyorsa, kent merkezinin dışına düşüyorsa ya da içeri girenden bir dizi belge isteniyorsa kentin büyük bölümü için yok sayılır. Son yıllarda kimi belediyeler bunu fark etti. Kütüphaneleri mahalle aralarına taşıdılar, akşam saatlerine kadar açık tuttular, çocuklar için ayrı okuma odaları kurdular, üyelik için tek bir kimlik belgesini yeterli saydılar. Koleksiyonlar hemen hiç büyümediği hâlde okur sayısı birkaç kat arttı; demek ki bir kütüphaneyi yaşatan şey raflarının zenginliği değil, insanın gündelik hayatına ne kadar sokulabildiğiymiş. Bugün o mahalle şubelerinden birinde akşamüstü boş masa bulmak, bir zamanlar merkez binada gün ortasında bulmaktan çok daha zor.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Ana düşünce, parçanın bütününün vardığı yargıdır; tek bir cümlede geçen ayrıntı değil, metnin baştan sona savunduğu şeydir.
Parça daha ilk cümlede ölçütü koyuyor: bir kütüphane "kaç kitap barındırdığıyla değil, o kitaplara kimlerin ulaşabildiğiyle" ölçülür. Ardından erişimi kolaylaştıran belediye uygulamaları anlatılıyor ve son cümlede aynı yargı yinelenerek bir kütüphaneyi yaşatan şeyin "insanın gündelik hayatına ne kadar sokulabildiği" olduğu söyleniyor. Dolayısıyla asıl anlatılmak istenen, kütüphanenin değerini erişilebilirliğin belirlediğidir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Koleksiyonun genişletilmesi gerektiği yargısı metinle çelişir; parça "koleksiyonlar hemen hiç büyümediği hâlde okur sayısı birkaç kat arttı" diyerek tam tersini söyler. Bütçe artışından parçada hiç söz edilmez. Çocuk okuma odaları, sayılan önlemlerden yalnızca biridir; doğru ama parçanın tamamını karşılamayacak kadar dardır. Çalışma saatlerinin bölgeden bölgeye değiştiği ise metinde bir yargı olarak değil, erişimi engelleyen bir örnek olarak geçer.
Soru 7/120Türkçe
Bir elma ağacının meyve verebilmesi için çiçek tozunun başka bir ağacın çiçeğine taşınması gerekir; bu işi büyük ölçüde arılar yapar. Tarlaya bırakılan bir arı kovanı, o mevsim boyunca milyonlarca çiçeği dolaşır ve çiftçinin hiçbir makineyle elde edemeyeceği bir verim artışı sağlar. Buna karşın arıların çalıştığı alan giderek daralıyor. Tek ürüne ayrılan geniş tarlalar, çiçeklenme dönemi bittiğinde arı için çorak bir alana dönüşüyor; tarla kenarlarındaki yabani otların temizlenmesi ise yılın geri kalanında beslenecek yer bırakmıyor. Oysa çözüm pahalı değil. Tarla kenarlarına farklı zamanlarda çiçek açan bitkilerden ince şeritler bırakmak, ilaçlamayı çiçeklenme saatlerinin dışına almak ve su kaynağı sağlamak bile arı nüfusunu belirgin biçimde toparlıyor. Yani bu küçük canlıyı korumak, aslında kendi soframızı korumaktır.
Bu parçaya en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Başlık, parçanın bütününü kapsamalı ve ana düşüncesini yansıtmalıdır; metinde geçen ama yalnız bir bölümü ilgilendiren konular başlık olamaz.
Parça arının tarımsal verimdeki rolüyle başlıyor, yaşam alanının daralmasını anlatıyor, sonra ucuz çözümleri sıralıyor ve "bu küçük canlıyı korumak, aslında kendi soframızı korumaktır" yargısıyla bitiyor. Bu bütünü karşılayan başlık, arının korunmasını insanın beslenmesine bağlayan seçenektir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Parçada bal üretiminden ya da bir üretim yönteminden hiç söz edilmez; anlatılan şey tozlaşmadır. Tek ürünlü tarım yalnızca arının alanını daraltan etkenlerden biri olarak geçer, metnin konusu değildir. Çiçeklerin rengi ve kokusu parçada hiç ele alınmaz. İlaçlamaya yalnız zamanlaması bakımından değinilir; ilaçların tarihsel gelişimi ise metnin kapsamı dışındadır.
Soru 8/120Türkçe
Gün içinde öğrenilen bilgilerin kalıcı hâle gelmesi, öğrenmenin kendisi kadar uykuya da bağlıdır. Uyanıkken edinilen izler beynin geçici depolarına yazılır; uykunun derin evrelerinde bu izler tekrar tekrar çalıştırılarak daha uzun ömürlü alanlara aktarılır. Bu yüzden ders çalıştıktan sonra uykuya ayrılan süre kısaldığında, aynı bilgi ertesi gün çok daha zor hatırlanır. Araştırmalar sınav gecesi uykusuz kalan öğrencilerin, daha az saat çalışıp düzenli uyuyanlara göre geride kaldığını gösteriyor. Uykunun etkisi yalnızca hatırlamayla da sınırlı değil: gün boyunca çözülemeyen bir problemin sabah kolayca çözülmesi, uykuda bilgiler arasında yeni bağlantılar kurulmasıyla açıklanıyor. Kısacası uyku, çalışmadan çalınan bir zaman değil, çalışmanın tamamlayıcı parçasıdır.
Bu parçada uykuyla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Çözüm
Doğru cevap: A
"Değinilmemiştir" soruları, seçeneklerin metinde karşılığı olup olmadığını tek tek sınamayı gerektirir; karşılığı bulunmayan tek seçenek doğru yanıttır.
Parçada uykunun ne kadar sürmesi gerektiği, bu sürenin kişiden kişiye değişip değişmediği hiç ele alınmaz. Metin uykunun süresini değil işlevini anlatır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Bilgilerin kalıcı hâle gelmesinin uykuya bağlı olduğu daha ilk cümlede söylenir. Derin evrelerde izlerin "daha uzun ömürlü alanlara aktarıldığı" ikinci cümlede geçer. Uykuya ayrılan süre kısaldığında aynı bilginin "ertesi gün çok daha zor hatırlandığı" açıkça belirtilir. Çözülemeyen bir problemin sabah kolayca çözülmesinin "uykuda bilgiler arasında yeni bağlantılar kurulmasıyla" açıklandığı da parçada yer alır.
Soru 9/120Türkçe
Anadolu'da ozan, sazını omzuna alıp köyden köye giden bir müzisyen değildi yalnızca. Gittiği yerde haber taşırdı: bir kasabada çıkan yangını, uzak bir sınırdaki savaşı, bir düğünü ya da bir ölümü onun dilinden öğrenirdi insanlar. Söylediği şey ezberlenmiş bir metin de değildi; aynı türküyü iki köyde iki ayrı biçimde söyler, dinleyicinin tepkisine göre dizeyi orada değiştirirdi. Bu yüzden bir türkünün tek bir doğru biçimi yoktur; her söyleyiş onu yeniden kurar. Bu esneklik ustadan çırağa da öyle geçerdi: çırak ustasının türkülerini not alarak değil, yıllarca yanında gezip her söyleyişini dinleyerek öğrenirdi. Radyo yayıldıkça bu gezginlik yavaşladı, plaklar türkülerin tek bir biçimini sabitledi. Bugün elimizde kalan kayıtlar bize çok şey anlatıyor ama ozanın asıl işini, yani her seferinde yeniden söyleme işini göstermiyor.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: E
Anlatım sorularında her seçenek, metinde o tekniğin izinin bulunup bulunmadığına göre sınanır. Tanık gösterme, bir uzmanın ya da tanınmış bir kişinin sözlerine başvurmaktır ve metinde açık bir alıntı gerektirir.
Parçada hiçbir kişinin ya da kaynağın sözüne başvurulmaz; anlatıcı baştan sona kendi gözlemini aktarır. Bu nedenle alıntı yapıldığı söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Ozanın taşıdığı haberler "bir kasabada çıkan yangını, uzak bir sınırdaki savaşı, bir düğünü" biçiminde örneklendirilmiştir. Radyo öncesi gezgin ozanlıkla "bugün elimizde kalan kayıtlar" karşılaştırılmıştır. Aynı türkünün iki köyde iki ayrı biçimde söylenmesi ve ustadan çırağa dinleyerek geçmesi, geleneğin işleyişinin açıklanmasıdır. Gezginliğin yavaşlaması ise nedeniyle birlikte, radyonun yayılmasına bağlanarak verilmiştir.
Soru 10/120Türkçe
Mühendisler uzun süre sağlamlığı malzemenin kalınlığında aradı: daha kalın duvar, daha kalın kiriş. Doğa ise aynı sorunu bambaşka bir yoldan çözmüştü. Bir deniz kabuğu, kâğıt kadar ince olduğu hâlde üzerine binen basıncı kırılmadan taşır; çünkü gücünü kalınlıktan değil biçiminden, yani eğrilerinin yükü yüzeye yayma biçiminden alır. Aynı ilke bir kuş kemiğinde de görülür: içi boştur ama içindeki ince çapraz destekler onu hafifken dayanıklı kılar. Bu gözlemler yapıyla malzeme arasındaki ilişkiyi tersine çevirdi. Bugün ince kabuk çatılar, az beton harcayarak geniş açıklıkları geçebiliyor; kafes taşıyıcılar köprüleri hafifletiyor. Doğadan öğrenilen şey yeni bir malzeme değil, malzemeyi az kullanmanın yoluydu.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Bir yargının parçadan çıkarılabilmesi için metinde söylenmiş ya da söylenenden zorunlu olarak türetilebilir olması gerekir; metnin ötesine geçen genellemeler çıkarılamaz.
Parça, deniz kabuğunun gücünü "kalınlıktan değil biçiminden" aldığını, kuş kemiğinin içi boş olduğu hâlde dayanıklı olduğunu anlatıyor ve son cümlede doğadan öğrenilenin "malzemeyi az kullanmanın yolu" olduğunu söylüyor. Bu yargı doğrudan metinden çıkar.
Diğer seçenekler neden olmaz? Parça ince kabuk çatıların "az beton harcayarak" geniş açıklıkları geçtiğini söyler; "her koşulda daha ucuz" demek bunu abartmaktır. Deniz kabuğu ile kuş kemiği aynı ilkenin iki örneği olarak verilir, birbirleriyle kıyaslanmaz. Metin yeni malzeme gerektiğini değil, tam tersine öğrenilenin "yeni bir malzeme değil" olduğunu söyler. Kafes taşıyıcılar ise köprüler için anılır; geniş açıklıkların yalnızca onlarla geçilebileceği yargısı metinde yoktur.
Soru 11/120Türkçe
Aynı metni kâğıttan ve ekrandan okumak, sanıldığı gibi aynı deneyim değil. Kâğıt sayfa değişmez bir yüzeydir: bir bilgi hep aynı yerde, hep aynı kalınlıktaki kâğıt yığınının belli bir derinliğinde durur. Okur farkında olmadan bu konumu da kaydeder ve geri dönmek istediğinde sayfayı bulmakta zorlanmaz. Ekranda ise metin akar; yazı boyutu değişince aynı cümle bambaşka bir yere düşer, dolayısıyla o mekânsal iz oluşmaz. Buna bir de bildirimlerin böldüğü dikkat eklenince, uzun ve karmaşık metinlerde ekrandan okuyanların daha çok geri dönüş yaptığı, daha az ayrıntı hatırladığı görülüyor. Bu, ekranın kötü olduğu anlamına gelmiyor; kısa metinlerde ve arama gerektiren işlerde ekran açık ara üstün. Bir sözlük maddesine bakarken kimse kâğıdı özlemiyor. Asıl sıkıntı, uzun bir incelemeyi ya da karmaşık bir raporu hangi yüzeyde okuyacağına hiç karar vermeyen okurda.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Ana düşünce, parçanın vardığı sonuçtur; karşılaştırma yapan metinlerde bu sonuç çoğu zaman taraflardan birini değil, ikisi arasındaki dengeyi gösterir.
Parça iki yüzeyin farkını anlatıyor, ekranın uzun metinlerdeki zayıflığını söylüyor, ardından "bu, ekranın kötü olduğu anlamına gelmiyor" diyerek kısa metinlerde ve arama gerektiren işlerde ekranın üstün olduğunu belirtiyor. Son cümle sonucu açıkça koyuyor: "hangi metnin hangi yüzeye ait olduğunu seçmek okurun elinde."
Diğer seçenekler neden olmaz? Ekranın her tür metinde verimsiz olduğu yargısı, parçanın kısa metinlerde ekranı "açık ara üstün" saymasıyla çelişir. Bildirimler dikkati bölen etkenlerden biri olarak anılır; okumayı büsbütün olanaksız kıldığı söylenmez. Yazı boyutunun değişebilmesi parçada üstünlük olarak değil, mekânsal izi bozan bir özellik olarak geçer. Kâğıdın yerini ekranın alacağı yönünde bir öngörüde de bulunulmaz.
Soru 12/120Türkçe
Aynı metni kâğıttan ve ekrandan okumak, sanıldığı gibi aynı deneyim değil. Kâğıt sayfa değişmez bir yüzeydir: bir bilgi hep aynı yerde, hep aynı kalınlıktaki kâğıt yığınının belli bir derinliğinde durur. Okur farkında olmadan bu konumu da kaydeder ve geri dönmek istediğinde sayfayı bulmakta zorlanmaz. Ekranda ise metin akar; yazı boyutu değişince aynı cümle bambaşka bir yere düşer, dolayısıyla o mekânsal iz oluşmaz. Buna bir de bildirimlerin böldüğü dikkat eklenince, uzun ve karmaşık metinlerde ekrandan okuyanların daha çok geri dönüş yaptığı, daha az ayrıntı hatırladığı görülüyor. Bu, ekranın kötü olduğu anlamına gelmiyor; kısa metinlerde ve arama gerektiren işlerde ekran açık ara üstün. Bir sözlük maddesine bakarken kimse kâğıdı özlemiyor. Asıl sıkıntı, uzun bir incelemeyi ya da karmaşık bir raporu hangi yüzeyde okuyacağına hiç karar vermeyen okurda.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
Çözüm
Doğru cevap: A
Çıkarılamayan yargı, metinde söylenmeyen ve söylenenlerden de zorunlu olarak türetilemeyen yargıdır. Bir etkenin ortadan kalkmasının bütün farkı sileceği sonucu, ancak metin bunu söylüyorsa çıkarılabilir.
Parçaya göre ekran okumasının zayıflığının iki ayrı kaynağı vardır: akan metinde mekânsal izin oluşmaması ve bildirimlerin dikkati bölmesi. Bildirimler kapatılsa bile birinci etken yerinde durur; dolayısıyla iki okumanın eşitleneceği sonucu metinden çıkarılamaz.
Diğer seçenekler neden olmaz? Kâğıtta bilginin "hep aynı yerde" durduğu ve okurun "bu konumu da kaydettiği" açıkça söylenir. Yazı boyutu değişince "aynı cümle bambaşka bir yere düşer" ifadesi yerleşimin bozulduğunu belirtir. Ekrandan okuyanların "daha çok geri dönüş yaptığı" metinde birebir geçer. Arama gerektiren işlerde ekranın "açık ara üstün" olduğu da yine parçada yer alır.
Soru 13/120Türkçe
Bir zamanlar taşkınla mücadelenin tek yolu nehri hizaya sokmaktı: yatağı düzleştirilir, kıyıları betonla yükseltilir, kıvrımları kesilirdi. Su gerçekten de daha hızlı akıp gidiyordu; ne var ki gittiği yerde daha büyük bir taşkın yaratıyordu. Dar ve düz bir yatakta biriken enerji, akış aşağıdaki ilk geniş alanda boşalıyordu. Yıllar sonra tersi denendi. Bazı ülkelerde nehirlerin eski kıvrımları geri açıldı, kıyıdaki tarım alanlarının bir bölümü taşkın ovası olarak nehre bırakıldı, beton setler geriye çekildi. Nehir yayılacak yer bulunca yavaşladı; taşkının şiddeti düştüğü gibi kuruyan sulak alanlar da geri geldi. Bugün pek çok yerde mühendislik, suyu bir yere hapsetmek yerine ona nerede yayılacağını göstermek biçiminde tanımlanıyor.
Bu parçada, nehrin yatağını düzleştirip kıyılarını yükselten eski yaklaşımla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Vurgulanan düşünce, parçanın kurduğu neden-sonuç zincirinin vardığı noktadır; metinde geçen yan bilgiler bu yargının yerini alamaz.
Parça eski yöntemi anlatıyor ve hemen ardından sonucunu veriyor: su "daha hızlı akıp gidiyordu; ne var ki gittiği yerde daha büyük bir taşkın yaratıyordu." Dar ve düz yatakta biriken enerjinin "akış aşağıdaki ilk geniş alanda" boşalması, sorunun ortadan kalkmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini gösterir. Metnin ikinci yarısı da bu tespitin üzerine kuruludur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Setlerin maliyetinden parçada hiç söz edilmez. Tarım alanlarının "bir bölümü" taşkın ovası olarak bırakılmıştır; tümüyle boşaltılması gerektiği yargısı bunu abartmaktır. Sulak alanların geri geldiği söylenir ama turizmle ilişkilendirilmez. Taşımacılık ise metinde hiç geçmez.
Soru 14/120Türkçe
Bir zamanlar taşkınla mücadelenin tek yolu nehri hizaya sokmaktı: yatağı düzleştirilir, kıyıları betonla yükseltilir, kıvrımları kesilirdi. Su gerçekten de daha hızlı akıp gidiyordu; ne var ki gittiği yerde daha büyük bir taşkın yaratıyordu. Dar ve düz bir yatakta biriken enerji, akış aşağıdaki ilk geniş alanda boşalıyordu. Yıllar sonra tersi denendi. Bazı ülkelerde nehirlerin eski kıvrımları geri açıldı, kıyıdaki tarım alanlarının bir bölümü taşkın ovası olarak nehre bırakıldı, beton setler geriye çekildi. Nehir yayılacak yer bulunca yavaşladı; taşkının şiddeti düştüğü gibi kuruyan sulak alanlar da geri geldi. Bugün pek çok yerde mühendislik, suyu bir yere hapsetmek yerine ona nerede yayılacağını göstermek biçiminde tanımlanıyor.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Anlatımla ilgili sorularda seçenekler, metinde o tekniğin izinin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir; parçanın kuruluş biçimi çoğu zaman doğrudan yanıtı verir.
Parça iki bölümden oluşuyor. Önce eski yaklaşım anlatılıyor: yatağın düzleştirilmesi, kıyıların betonla yükseltilmesi, kıvrımların kesilmesi ve bunun yarattığı sonuç. Ardından "Yıllar sonra tersi denendi" cümlesiyle ikinci yaklaşıma geçiliyor: kıvrımların geri açılması, taşkın ovası bırakılması, setlerin geriye çekilmesi. Yani birbirine karşıt iki yaklaşım sırayla ele alınmıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Anlatıcı kendi gördüğü bir olaydan değil, genel bir uygulamadan söz eder. Metinde tek bir oran, ölçüm ya da rakam yoktur. Hiçbir kişinin sözüne başvurulmaz. Yapılan düzenlemeler de madde başlarıyla sıralanmaz, akıcı bir anlatım içinde verilir.
Soru 15/120Türkçe
(I) Kar suyuyla beslenen akarsuların debisi ilkbaharda hızla yükselir. (II) Bu yükselişin ölçüsü, kar örtüsünün erime hızına ve havzanın yükseltisine bağlıdır. (III) Yaz aylarında ise beslenme büyük ölçüde durduğu için debi belirgin biçimde düşer. (IV) Ülkemizde hidroelektrik santrallerin kurulu gücü son yıllarda artış göstermiştir. (V) Bu nedenle kar suyuyla beslenen akarsuların rejimi düzensiz kabul edilir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Bir cümlenin akışı bozması, doğru bilgi taşımaması değil, parçanın kurduğu düşünce zincirinin dışında kalmasıdır. Zincir belirlenip her cümlenin ona katkısı ayrı ayrı sınanır.
Parçanın zinciri kar suyuyla beslenmenin akım üzerindeki etkisidir: ilkbaharda yükselme, bu yükselişi belirleyen etkenler, yazın düşüş ve buradan çıkan "rejim düzensizdir" sonucu. Hidroelektrik santrallerin kurulu gücü ise akarsuyun beslenme biçimiyle ilgili bir yargı değildir; enerji üretimine ait ayrı bir konudur ve çıkarıldığında parça bütünlüğünü korur.
Diğer seçenekler neden olmaz? İlkbahardaki yükseliş zincirin ilk halkasıdır. Erime hızı ve yükselti, bu yükselişi açıklayan etkenlerdir. Yaz aylarındaki düşüş, düzensizliği ortaya koyan karşı kutuptur. Son cümle ise bütün bu verilerden çıkarılan sonuçtur ve "bu nedenle" bağlacıyla kendinden öncekilere bağlanır.
Soru 16/120Türkçe
Bir çevirmen, kaynak metnin yalnız sözcüklerini değil, o sözcüklerin okurda bıraktığı izlenimi de aktarmak zorundadır; bu yüzden ----.
Bu cümle anlam bakımından aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalıdır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Cümle tamamlamada boşluğa gelecek yargı, kendinden önceki bölümle anlam ve mantık bakımından uyuşmalıdır. "Bu yüzden" bağlacı bir sonuç istediğine göre, boşluğa gelen ifade önceki yargının doğal sonucu olmalıdır.
Cümlenin ilk bölümü çevirmene sözcüklerin ötesinde bir iş yüklüyor: okurda bırakılan izlenimi aktarmak. Bunun doğal sonucu, çevirinin sözcük eşleştirmesinden ibaret olmadığı, bir yeniden yazma sayılması gerektiğidir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Metnin ancak kendi dilinde anlaşılacağı yargısı, çeviriyi olanaksız sayarak cümlenin ilk bölümüyle çelişir. Çevirmen sayısındaki artış ile izlenimin aktarılması arasında bir neden-sonuç bağı kurulamaz. Sözlüğün tek kaynak olduğu yargısı, sözcüklerin ötesine geçme gereğiyle ters düşer. Metin uzunluğunun süreyi belirlemesi ise çevirinin niteliğiyle değil süresiyle ilgilidir, cümlenin konusu dışındadır.
Soru 17/120Türkçe
(I) Ne var ki bu tohumların çoğu birkaç yıl içinde çimlenme gücünü yitirir. (II) Bu yüzden tohum bankaları, sakladıkları örnekleri belirli aralıklarla toprağa ekip yeniden tohum toplamak zorundadır. (III) Tohum bankaları, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bitki türlerini geleceğe taşımak amacıyla kurulmuştur. (IV) Toplanan tohumlar kurutulup düşük sıcaklıkta saklanır. (V) Böylece koleksiyon kâğıt üzerinde değil, gerçekten canlı tutulmuş olur.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?
Çözüm
Doğru cevap: A
Sıralama sorularında önce bağlayıcısı olmayan, konuyu tanıtan cümle bulunur; sonra "ne var ki", "bu yüzden", "böylece" gibi bağlayıcıların hangi cümleye gönderme yaptığı izlenir.
Tohum bankalarının ne amaçla kurulduğunu söyleyen cümle hiçbir bağlayıcı taşımaz ve konuyu tanıtır; giriş odur. Onu tohumların nasıl saklandığını anlatan cümle izler. "Ne var ki" ifadesi bu saklama yönteminin sınırını getirdiğine göre çimlenme gücünün yitirilmesi üçüncü sıraya gelir. "Bu yüzden" ile başlayan cümle bu soruna çözüm getirir, "böylece" ile başlayan cümle ise o çözümün sonucunu bildirir ve parçayı kapatır. Sıra: tanıtım, saklama, çimlenme gücünün yitirilmesi, yeniden ekim, sonuç.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yeniden ekimi anlatan cümle bir çözüm bildirdiği için sorunun ardından, yani dördüncü sırada yer alır. Tanıtım cümlesi bağlayıcısız olduğundan birinci, saklama cümlesi ise onu tamamladığı için ikinci sıradadır. Sonuç bildiren cümle "böylece" ile bağlandığından ancak son sırada bulunabilir.
Soru 18/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgül, özneyi belirtmek amacıyla kullanılmıştır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Virgülün görevlerinden biri, yanlış anlaşılmayı önlemek için özneyi belirtmektir. Bu görevde virgül kaldırıldığında cümlenin anlamı değişir; başka görevlerde ise anlam korunur.
"Genç, kadına yolu tarif etti." cümlesinde virgül kaldırılırsa "genç kadına" olur ve "genç" sözcüğü özne olmaktan çıkıp "kadın" adını niteleyen bir sıfata dönüşür. Virgül burada "genç" sözcüğünü özne olarak belirtmektedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Erkenden kalkıp işe gitmenin anlatıldığı cümlede virgül, sıralı cümleleri birbirinden ayırır. Çanta, defter ve kalemlerin sıralandığı cümlede eş görevli sözcükleri ayırma görevindedir. "Evet" sözcüğünden sonraki virgül, cümle başındaki onaylama sözünü ayırır. Yorulma durumunun anlatıldığı cümlede ise virgül yan cümleciğin ardına konmuştur; kaldırıldığında hiçbir öge görev değiştirmez.
Soru 19/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtili nesne kullanılmıştır?
Çözüm
Doğru cevap: A
Nesne, yüklemin bildirdiği işten etkilenen ögedir. Belirtme durumu eki (-ı, -i, -u, -ü) almışsa belirtili nesne, ek almamışsa belirtisiz nesnedir. Ayrım eke bakılarak yapılır.
Gül budama cümlesinde "gülleri" sözcüğü belirtme durumu eki almıştır ve "neyi budadı" sorusuna yanıt verir; belirtili nesnedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Kitap okudu" cümlesinde "kitap" belirtme eki almadığı için belirtisiz nesnedir. Yola çıkma cümlesinde nesne yoktur; "yola" dolaylı tümleçtir. "Uzun bir mektup" da ek almamış, belirtisiz nesnedir. Son cümlede ise "kimse" öznedir ve yüklem nesne almayan bir eylemdir.
Soru 20/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sıfat görevinde kullanılmıştır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Sıfat adı niteler ya da belirtir; zarf ise eylemi, sıfatı veya başka bir zarfı etkiler. Ayrım için sözcüğün hangi türden bir sözcüğün önünde bulunduğuna bakılır.
"Eski" sözcüğü "fotoğraf" adının önünde bulunur ve onun nasıl bir fotoğraf olduğunu belirtir; "nasıl bir fotoğraf" sorusunun yanıtıdır. Bu nedenle sıfattır.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Çok" sözcüğü "yorulmuştu" eylemini etkiler, miktar zarfıdır. "Kolayca" ve "yavaşça" eylemin nasıl yapıldığını bildiren durum zarflarıdır. "Geç" sözcüğü ise "kaldı" eyleminin zamanını bildirir ve bir adı nitelemez; zarf görevindedir.
Soru 21/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi yoktur?
Çözüm
Doğru cevap: E
Fiilimsi, eylemden türeyen ama yüklem olamayan sözcüktür; isim-fiil (-ma, -mak, -ış), sıfat-fiil (-an, -dık, -acak, -mış) ve zarf-fiil (-ınca, -arak, -ıp) ekleriyle kurulur. Bu ekleri taşımayan cümlede fiilimsi yoktur.
Pencerelerin açıldığı cümlede "sabahleyin" bir zarf, "pencerelerini" bir addır; "açtı" ise çekimli eylemdir. Cümlede eylemden türeyip yüklem olmayan hiçbir sözcük bulunmaz.
Diğer seçenekler neden olmaz? İlk cümlede "koşarak" zarf-fiil, "gelen" sıfat-fiildir. Yağmurun dinmesini anlatan cümlede "dinince" zarf-fiildir. Üçüncü cümlede "okumayı" isim-fiil, "seven" sıfat-fiildir. Son cümlede ise "anlatılanları" sözcüğü sıfat-fiil ekiyle kurulup adlaşmıştır.
Soru 22/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
Çözüm
Doğru cevap: A
"Her" sözcüğü kendisinden sonra gelen sözcükle her zaman ayrı yazılır; "her şey", "her biri", "her gün" örneklerinde olduğu gibi. Bitişik yazılan "herhangi" ve "herkes" kalıplaşmış istisnalardır.
Bu kurala göre "herşeyi" biçimi yanlıştır; doğrusu "her şeyi" olmalıdır.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Birçok" belgisiz sıfatı bitişik yazılan sözcüklerdendir. Saat bildiren sayılar metin içinde yazıyla yazılabildiği için "on beşte" kuraldışı değildir. "Okuyup okumadığını" ikilemesinde zarf-fiil eki kurallı biçimde yazılmıştır. "Karşısındaki" sözcüğünde ise ilgi ekinden sonra gelen -ki eki bitişik yazılır ve doğrudur.
Soru 23/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü düşmesine uğramış bir sözcük vardır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Ünlü düşmesi, iki heceli bazı sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde ikinci hecedeki dar ünlünün düşmesidir. Organ ve akrabalık adlarında sık görülür: burun-burnu, oğul-oğlu.
"Ağız" sözcüğüne iyelik eki geldiğinde ikinci hecedeki "ı" düşer ve sözcük "ağzı" biçimini alır; cümledeki "ağzını" sözcüğü bu olayla oluşmuştur.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Bekleşiyorlardı" sözcüğünde herhangi bir ünlü düşmemiş, yalnız ekler sıralanmıştır. "Gülüşen" sözcüğünde yalnız yapım ve sıfat-fiil ekleri sıralanmıştır. "Aldığı" sözcüğünde ünsüz yumuşaması vardır. "Silerken" sözcüğünde ise yalnızca zarf-fiil eki bulunur, ses düşmesi görülmez.
Soru 24/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanımından doğan bir anlatım bozukluğu vardır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Bir sözcük, anlamı zaten cümlede bulunan başka bir sözcük tarafından karşılanıyorsa gereksizdir ve cümleden çıkarıldığında anlam daralmaz. Bu tür kullanımlar anlatım bozukluğuna yol açar.
"Özet" sözcüğü, bir metnin kısaltılmış biçimi demektir; kısalık kavramı sözcüğün anlamında zaten vardır. Bu yüzden "kısa bir özet" tamlamasındaki "kısa" sözcüğü gereksizdir.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Açıkça" sözcüğü görüşün nasıl dile getirildiğini bildirir ve çıkarıldığında anlam eksilir. Hatanın ne zaman fark edildiğini belirten "toplantıdan sonra" sözü zaman bilgisi taşır. "Erkenden" sözcüğü yola çıkma saatini belirtir. "Yeniden" sözcüğü ise yerleştirme işinin ikinci kez yapıldığını bildirir; hiçbiri başka bir sözcükle yinelenmemiştir.
Soru 25/120Türkçe
Bu işin altından kalkabilmemiz için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor.
Bu cümledeki "elini taşın altına koymak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Bir deyimin anlamı, kullanıldığı cümledeki bağlamdan çıkarılır. Buradaki bağlam "hepimizin" sözcüğüyle kurulmuştur; yani işin birden çok kişiyi ilgilendirdiği ve ortak bir çaba beklendiği söylenmektedir.
"Elini taşın altına koymak", bir işin yükünü paylaşmayı, sorumluluğu üstlenip katkı vermeyi anlatır. Cümlede de işin ancak herkesin katkısıyla başarılabileceği belirtilmektedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Cümlede bir yanlıştan ya da onun üstlenilmesinden söz edilmez. İşi tek başına yürütmek, "hepimizin" sözcüğüyle kurulan ortaklık anlamının tam tersidir. Başkasının yardımıyla kurtulmak, katkı vermeyi değil yardım almayı anlatır; deyimin yönü bunun tersinedir. Zahmetli işlerden uzak durmak ise cümlenin beklediği tutumun karşıtıdır.
Soru 26/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşula bağlılık söz konusudur?
Çözüm
Doğru cevap: A
Koşul (şart) anlamı, bir eylemin gerçekleşmesinin başka bir eylemin gerçekleşmesine bağlı olduğunu bildirir. Genellikle -sa/-se ekiyle ya da "ancak, takdirde, yeter ki" gibi sözlerle kurulur.
"Erken çıkarsan otobüse yetişirsin." cümlesinde otobüse yetişmek, erken çıkma koşuluna bağlanmıştır; koşul gerçekleşmezse sonuç da gerçekleşmez.
Diğer seçenekler neden olmaz? "Ama" bağlacıyla kurulan cümlede beklenenin tersi bir durum anlatılır; karşıtlık vardır. "İçin" edatıyla kurulan cümle neden-sonuç ilişkisi bildirir. "Üzere" edatıyla kurulan cümlede amaç anlamı vardır. Son cümledeki "çıktığında" ise geçmişte yinelenen bir durumu bildirir; koşul değil zaman anlamı taşır.
Soru 27/120Türkçe
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamda kullanılmıştır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Mecaz anlam, bir sözcüğün gerçek anlamından tümüyle uzaklaşarak başka bir kavramı karşılamasıdır. Sınamak için sözcük gerçek anlamıyla düşünülür; cümle anlamsızlaşıyorsa kullanım mecazdır.
"Soğuk davranmak" sözünde sıcaklıkla ilgili hiçbir şey anlatılmaz; ilgisiz, mesafeli bir tutum kastedilir. Sözcük gerçek anlamından tümüyle uzaklaşmıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Odanın havası, çeşmeden akan su, kış günleri ve buzdolabından çıkarılan şişe için kullanılan "soğuk" sözcüğünün dördü de ısı derecesini bildirir; hepsi gerçek anlamdadır.
Atasözleri çoğu zaman somut bir gözlemden yola çıkarak insan hayatına ilişkin genel bir yargı bildirir. Anlamı bulmak için önce somut görüntü, sonra ona karşılık gelen insanî durum belirlenir.
Genç bir fidan kolayca istenen yöne yönlendirilebilir; ağaç yaşlandıkça gövdesi sertleşir ve artık biçim verilemez. Bu görüntünün karşılığı, insanın karakterinin küçük yaşlarda yönlendirilebileceği, ilerleyen yaşlarda ise değiştirilmesinin güçleştiğidir.
Diğer seçenekler neden olmaz? İşlerin uygun zamanı bulunduğu yargısı "her şeyin bir vakti var" düşüncesine yakındır; atasözünün vurguladığı ise zamanlama değil eğitimin yaşıdır. Küçük davranışların büyük sonuç doğurması ayrı bir yargıdır. Gençlerin daha esnek olması somut benzetmeyi yineler ama atasözünün yönlendirdiği eğitim düşüncesini vermez. Doğaya uyum ve uzun ömür ise atasözüyle hiç ilgili değildir.
Soru 29/120Türkçe
Bir apartmanın beş katında Ali, Berk, Ceren, Deniz ve Ela oturmaktadır. Her katta yalnız bir kişi oturmakta olup katlar aşağıdan yukarıya 1'den 5'e kadar numaralandırılmıştır.
· Ali, Berk'in bir üst katındadır. · Ceren en üst katta oturmaktadır. · Deniz, Ela'nın hemen altındaki kattadır. · Berk birinci katta oturmamaktadır.
Buna göre birinci katta kim oturmaktadır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Sıralama sorularında en kesin bilgi önce yerleştirilir, ardından "hemen üstünde/altında" gibi komşuluk koşulları ikili blok olarak düşünülür; kalan yerler bu bloklara denenir.
Ceren beşinci kattadır. Geriye 1-4 katları kalır ve iki komşu blok yerleştirilmelidir: Berk-Ali ile Deniz-Ela. Berk birinci katta olamayacağına göre Berk ikinci ya da üçüncü kattadır. Berk ikinci katta olursa Ali üçüncü kata gelir; geriye kalan birinci ve dördüncü katlar komşu olmadığı için Deniz-Ela bloğu yerleşemez. Öyleyse Berk üçüncü, Ali dördüncü kattadır; birinci ve ikinci katlar komşu olduğundan Deniz birinci, Ela ikinci kata gelir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Ali dördüncü, Berk üçüncü, Ela ikinci ve Ceren beşinci katta bulunduğuna göre bu adların hiçbiri birinci kata yerleşemez; tek olanaklı dizilişte birinci kat Deniz'e aittir.
Soru 30/120Türkçe
Bir kitaplıkta beş raf üst üste dizilmiştir ve her rafta yalnız bir tür yayın bulunmaktadır: roman, şiir, tarih, sözlük ve atlas. Raflar aşağıdan yukarıya 1'den 5'e kadar numaralandırılmıştır.
· Sözlük en alt raftadır. · Şiir, romanın hemen üstündeki raftadır. · Tarih, atlastan daha yukarıdaki bir raftadır. · Roman, sözlüğün hemen üstündeki rafta değildir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap: A
"Kesinlikle doğrudur" sorularında tek bir diziliş bulmak yetmez; koşulları sağlayan bütün dizilişler çıkarılır ve hepsinde ortak olan yargı aranır. Yalnız bazı dizilişlerde doğru olan seçenek elenir.
Sözlük birinci raftadır. Roman ikinci rafta olamaz ve şiir romanın hemen üstünde bulunacağı için roman en çok dördüncü rafa çıkabilir; öyleyse roman üçüncü ya da dördüncü raftadır. Roman üçüncüyse şiir dördüncü, kalan ikinci ve beşinci raflara tarih ile atlas gelir; tarih yukarıda olacağından atlas ikinci, tarih beşinci raftadır. Roman dördüncüyse şiir beşinci, kalan ikinci ve üçüncü raflara yine tarih ile atlas gelir; atlas ikinci, tarih üçüncü olur. Her iki dizilişte de atlas ikinci raftadır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Şiirin en üst rafta olması yalnız ikinci dizilişte geçerlidir. Tarihin şiirin hemen altında bulunması hiçbir dizilişte gerçekleşmez. Romanın üçüncü rafta olması ve tarihin en üst rafta bulunması ise yalnız birinci dizilişte doğrudur; ikisi de kesin değildir.
Soru 31/120Matematik
işleminin sonucu kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Üç ayrı kural arka arkaya işletilir. Birincisi: negatif bir sayının çift kuvveti pozitiftir, yani . İkincisi: tek dereceli kökün içi negatif olabilir ve sonuç negatif çıkar, yani . Üçüncüsü: negatif üs tabanın çarpmaya göre tersini aldırır, ; buradan bulunur.
Uygulama: .
Diğer seçenekler neden olmaz? 16, kökün sonucunu alıp son terimi de eksi işaretiyle toplayanların vardığı değerdir. 24, hem kökün hem negatif üssün işaretini yanlış alanların sonucudur. 12, son terimi hiç hesaba katmadan diyenlerin bulduğu değerdir. 4 ise yalnız terimini yazanların sonucudur.
Soru 32/120Matematik
Yukarıdaki şekilde taralı bölgeyi temsil eden küme aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Taralı bölge okunurken önce "hangi kümenin içindeyim", sonra "hangi kümelerle ortağım" sorulur. Kesişim taramayı daraltır, birleşim genişletir.
Uygulama: Taralı bölgelerin tamamı A çemberinin içindedir; A'nın dışında hiçbir yer taranmamıştır. Öyleyse ifade biçiminde, yani bir kesişim olmalıdır. A'nın içinde taranan kısım ise A'nın yalnız kendisine ait olan orta bölümü değil, B ile ortak olan ve C ile ortak olan parçalarıdır. "B ile ya da C ile ortak" demek demektir; sonuç olur.
Diğer seçenekler neden olmaz? ile ifadelerinin ikisi de C ya da B'nin A dışında kalan bölgelerini kapsar, oysa şekilde A'nın dışı boştur. ifadesi C çemberinin tamamını içine alır. ise A'nın yalnız kendisine ait olan bölümünü de kapsar; şekilde orası taralı değildir.
Soru 33/120Matematik
Yukarıdaki grafikte A ve B depolarındaki su miktarının zamana göre değişimi verilmiştir. Her iki depodaki değişim aynı hızla sürmektedir.
Buna göre, depolardaki su miktarı eşitlendiğinde her bir depoda kaç litre su bulunur?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir doğrunun eğimi, birim zamandaki değişim demektir; iki doğrunun kesiştiği an, iki büyüklüğün eşitlendiği andır. Doğrusal değişimde eğim, iki noktadan ile bulunur.
Uygulama: A deposu 4 dakikada 10 litreden 30 litreye çıkmıştır, yani dakikada 5 litre dolmaktadır: . B deposu aynı sürede 60 litreden 40 litreye inmiştir, yani dakikada 5 litre boşalmaktadır: . Eşitlik için yazılır, ve bulunur. Bu anda depolardaki su litredir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 30 ve 40, grafiğin çizili olduğu son an olan 4. dakikadaki değerlerdir; o anda depolar henüz eşitlenmemiştir. 32,5 ve 37,5 ise eşitliğin 4. dakika ile 5. dakika arasında bir ara değerde olduğunu varsayanların bulduğu sonuçlardır.
Soru 34/120Matematik
Bir depodaki unun 'ü satılıyor. Geriye kalanın 'ü nemden bozuluyor. Bozulmayan undan 40 kg kullanılınca geriye 20 kg bozulmamış un kalıyor.
Buna göre, depoda başlangıçta kaç kg un vardır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Kesir problemlerinde her oran, kendinden önceki kalana uygulanır; başlangıçtaki bütüne değil. Bu yüzden işlemler baştan sona zincir hâlinde yürütülür.
Uygulama: Başlangıçtaki un olsun. Satılan , geriye kalan 'tür. Bozulan un bu kalanın dörtte biridir: . Bozulmayan un olur. Bu undan 40 kg kullanılınca 20 kg bozulmamış un kaldığına göre bozulmayan un 60 kg'dır: ve .
Diğer seçenekler neden olmaz? 90, bozulma adımını atlayıp diyenlerin sonucudur. 144, bozulan miktarı kalana değil başlangıçtaki bütüne uygulayarak kuranların bulduğu değerdir. 80, kullanılan 40 kg'ı bozulmayan unun tamamı sayanların sonucudur. 180 ise satılan kısmı kalandan değil bozulan miktardan sonra hesaplayanların vardığı değerdir.
Soru 35/120Matematik
ve birer doğal sayı olmak üzere olduğuna göre, çarpımının alabileceği en büyük değer kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir toplamı sabit olan iki çarpanın çarpımı, çarpanlar birbirine yaklaştıkça büyür. Doğal sayı koşulu ise aranan değerlerin negatif olamayacağını söyler.
Uygulama: yazılır. olması için olmalıdır. Çarpım 'dir. 'ye sırayla değer verilirse: için ve çarpım ; için ve çarpım ; için ve çarpım 'tür. En büyük değer 'dır.
Diğer seçenekler neden olmaz? 35 ve 33 komşu değerlerdir, en büyük değil. 30, ve durumuna karşılık gelir. 40 ise hiçbir doğal sayı ikilisiyle elde edilemez; çarpımının bu koşullar altındaki en büyük değeri 36'yı aşmaz.
Soru 36/120Matematik
Ardışık dört çift doğal sayının toplamı 100 olduğuna göre, bu sayıların en küçüğü kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Ardışık çift sayılar ikişer artar. En küçüğüne denirse diğerleri , ve olur.
Uygulama: Toplam 'dir. denkleminden ve bulunur. Sayılar 22, 24, 26 ve 28'dir; toplamları gerçekten 100'dür.
Diğer seçenekler neden olmaz? 24 ve 26 dizinin ortadaki terimleridir, en küçüğü değil. 20, sayılar ardışık çift değil ardışık tek sanıldığında çıkar. 18 ise beş terimli bir dizi kurulduğunda elde edilir.
Soru 37/120Matematik
İki basamaklı bir doğal sayının rakamları yer değiştirildiğinde sayı 27 azalmaktadır.
Bu sayının rakamları toplamı 11 olduğuna göre, sayı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Onlar basamağı , birler basamağı olan iki basamaklı sayı biçiminde yazılır. Rakamlar yer değiştirdiğinde sayı olur ve iki sayının farkı her zaman 'dir.
Uygulama: Sayı 27 azaldığına göre , yani ve 'tür. Rakamlar toplamı olduğundan iki denklem taraf tarafa toplanırsa ve , buradan bulunur. Sayı 74'tür. Denetim: ve .
Diğer seçenekler neden olmaz? 47, aranan sayının rakamları yer değiştirmiş hâlidir; azalma değil artma verir. 92'de rakamlar toplamı 11'dir ama fark olur. 85'te rakamlar toplamı 13, 63'te ise 9'dur; ikisi de verilen koşulu sağlamaz.
Soru 38/120Matematik
beş basamaklı sayısı 45 ile kalansız bölünebilmektedir.
Buna göre, toplamı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: 45 sayısı aralarında asal olan 9 ve 5'in çarpımıdır. Bir sayının 45'e bölünebilmesi için hem 9'a hem 5'e bölünmesi gerekir. Bir sayı 5'e bölünüyorsa son rakamı 0 ya da 5, 9'a bölünüyorsa rakamları toplamı 9'un katıdır.
Uygulama: 5'e bölünme koşulundan ya da 'tir. için rakamlar toplamı olur; bunun 9'un katı olması için gerekir ve bulunur. için rakamlar toplamı olur; gerekir ve yine bulunur. İki durumda da sonuç aynıdır.
Diğer seçenekler neden olmaz? 13, ve birlikte alındığında çıkar; oysa bu seçim rakamlar toplamını 9'un katı yapmaz. 5 ve 6, yalnız 5'e bölünme koşuluna bakılıp 9'a bölünme unutulduğunda elde edilir. 11 ise hiçbir geçerli ikiliye karşılık gelmez.
Soru 39/120Matematik
eşitsizliğini sağlayan kaç tane tam sayı vardır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: biçimindeki bir eşitsizlik çift yönlü eşitsizliğine dönüştürülür. Eşitsizliğin her yanına aynı işlem uygulanabilir; pozitif bir sayıya bölmek yön değiştirmez.
Uygulama: ifadesinden yazılır. Her yana 6 eklenirse , ikiye bölünürse elde edilir. Bu aralıktaki tam sayılar 2, 3 ve 4'tür; toplam 3 tanedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 5, eşitsizlik katı değil de sanılıp uç değerler olan 1 ve 5 de sayıldığında çıkar. 4, uçlardan yalnız birinin katıldığı durumdur. 2, aralıktaki sayılardan biri atlandığında; 6 ise aralık gibi genişletildiğinde elde edilir.
Soru 40/120Matematik
işleminin sonucu kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Köklü ifadeler toplanıp çıkarılmadan önce kök içleri, tam kare çarpanları dışarı alınarak sadeleştirilir. Ancak kök içleri aynı olan terimler katsayıları toplanarak birleştirilebilir.
Uygulama: , ve 'tür. Üç terimin de kök içi 3 olduğundan katsayılar işlenir: .
Diğer seçenekler neden olmaz? , çıkarma işlemi toplama sanıldığında bulunur. , teriminin katsayısı 5 yerine 3 alındığında çıkar. yalnız ikinci terimin kendisidir. ise 'nin katsayısı yanlış hesaplandığında elde edilir.
Soru 41/120Matematik
ve olduğuna göre, çarpımı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: İki kare farkı biçiminde çarpanlarına ayrılır. Bu özdeşlik, toplamı ve farkı bilinen iki sayıyı bulmayı sağlar.
Uygulama: olduğundan yazılır ve bulunur. Toplam ile fark taraf tarafa toplanırsa ve , buradan elde edilir. Çarpım 'tür.
Diğer seçenekler neden olmaz? 20, ikinci adımda durup ile değerlerinin kendileri çarpıldığında değil, ve gibi hatalı bir çözümden doğar. 18, ile toplamının yarısı alınmadığında çıkar. 12 ve 16 ise ile değerlerinden birinin bir birim kaydırılmasıyla elde edilir.
Soru 42/120Matematik
Bir sınıftaki kız öğrenci sayısının erkek öğrenci sayısına oranı 'tir. Sınıfa 4 kız öğrenci daha katıldığında bu oran olmaktadır.
Buna göre, sınıfın son durumdaki mevcudu kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir oran verildiğinde iki büyüklük ortak bir çarpanla yazılır; böylece iki bilinmeyen tek bir bilinmeyene indirgenir. Değişen yalnız bir taraf ise ikinci oran bu değişimi içerecek biçimde kurulur.
Uygulama: Kız sayısı , erkek sayısı olsun. Dört kız katıldıktan sonra olur. İçler dışlar çarpımıyla , yani ve 'den bulunur. Başlangıçta 21 kız ve 35 erkek vardır. Son mevcut 'tır.
Diğer seçenekler neden olmaz? 56, başlangıçtaki mevcuttur; katılan 4 öğrenci eklenmemiştir. 64, erkek sayısına da 4 eklendiğinde çıkar. 48 ve 52 ise değeri yanlış bulunduğunda elde edilir.
Soru 43/120Matematik
denklemini sağlayan değeri kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Paydalı denklemlerde önce paydaların en küçük ortak katı bulunur ve denklemin her iki yanı bu sayıyla çarpılır. Böylece payda kalmaz. Parantezin önündeki eksi işareti içerideki bütün terimlerin işaretini değiştirir.
Uygulama: Paydaların en küçük ortak katı 4'tür. Her iki yan 4 ile çarpılırsa olur. Parantezler açılınca , yani ve bulunur. Denetim: .
Diğer seçenekler neden olmaz? 11, ikinci parantezin önündeki eksi işareti yalnız ilk terime uygulanıp yerine yazıldığında çıkar. 15 ve 17, denklemin sağ yanı 4 ile çarpılmayı unutulduğunda; 9 ise ilk kesir 2 yerine 4 ile genişletildiğinde elde edilir.
Soru 44/120Matematik
olduğuna göre, toplamı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: değeri, denklemini sağlayan değeridir; yani ters fonksiyonu bulmak yerine doğrudan denklem çözülebilir. ise fonksiyonda yerine 1 yazılarak bulunur.
Uygulama: için denklemi çözülür: ve 'tir. olur. Toplam 'tür.
Diğer seçenekler neden olmaz? 6, değeri sanıldığında çıkar. 2, yerine yanlışlıkla 'in tersi alındığında; 5 yalnız değeridir ve ikinci terim eklenmemiştir. 3 ise hatasından doğar.
Soru 45/120Matematik
Bir baba ile oğlunun bugünkü yaşları toplamı 44'tür. 6 yıl sonra babanın yaşı, oğlunun yaşının 3 katı olacaktır.
Buna göre, babanın bugünkü yaşı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Yaş problemlerinde bütün kişiler aynı süre kadar yaşlanır; yıl sonrası için her yaşa eklenir. Aradaki yaş farkı ise hiç değişmez.
Uygulama: Oğlun bugünkü yaşı , babanın yaşı olsun. 'tür. Altı yıl sonra oğul , baba yaşında olacağından yazılır. Buradan elde edilir ve birinci denklemde yerine konursa , yani ve bulunur. Babanın yaşı 'dır. Denetim: 6 yıl sonra baba 42, oğul 14 olur ve 'tür.
Diğer seçenekler neden olmaz? 38, altı yıl sonrası için yalnız babanın yaşına 6 eklenip oğlunkine eklenmediğinde çıkar. 40, oranın 3 yerine 4 alınmasından doğar. 32 ve 34 ise toplamın 44 koşulunu sağlamakla birlikte üç kat koşulunu sağlamaz.
Soru 46/120Matematik
Bir işi A ve B işçileri birlikte çalışarak 8 günde bitirmektedir. A bu işi tek başına 12 günde bitirdiğine göre, B tek başına kaç günde bitirir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: İşçi problemlerinde bir günde yapılan iş kesir olarak yazılır. Bir işi günde bitiren biri günde işin 'ini yapar. Birlikte çalışanların günlük iş kesirleri toplanır.
Uygulama: A günde işin 'sini, ikisi birlikte 'ini yapar. B'nin günlük payı 'tür. Günde işin yirmi dörtte birini yapan B, işin tamamını 24 günde bitirir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 20, günlük iş kesirleri toplanacak yerde gün sayıları çıkarıldığında ( üzerinden) benzeri bir hatayla bulunur. 16, iki günün farkı olan 4'ün 12'ye eklenmesinden doğar. 18 ve 30 ise ortak paydanın yanlış alınmasıyla elde edilir.
Soru 47/120Matematik
Bir araç A kentinden B kentine 60 km/sa'lik hızla gitmiş, dönüşte aynı yolu 90 km/sa'lik hızla almıştır.
Buna göre, aracın gidiş-dönüş yolculuğundaki ortalama hızı kaç km/sa'tir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Ortalama hız, hızların ortalaması DEĞİL, alınan toplam yolun geçen toplam zamana bölümüdür: . Aynı yol farklı hızlarla iki kez alındığında hızlı gidilen bölümde daha az zaman harcandığı için ortalama, iki hızın aritmetik ortalamasının altında kalır.
Uygulama: Yol km olsun. Gidiş süresi , dönüş süresi saattir. Toplam yol , toplam zaman 'dır. Ortalama hız km/sa bulunur.
Diğer seçenekler neden olmaz? 75, iki hızın aritmetik ortalaması olan değeridir; bu sorunun en yaygın tuzağıdır ve zaman farkını yok sayar. 80 ve 78, hızların ağırlıklandırılması ters yönde yapıldığında; 70 ise toplam zaman yanlış hesaplandığında çıkar.
Soru 48/120Matematik
Bir esnaf, aldığı bir malın etiket fiyatını maliyetinin %40 fazlası olarak belirlemiş, sonra bu etiket fiyatı üzerinden %25 indirim yaparak malı satmıştır.
Buna göre, esnaf bu satıştan yüzde kaç kâr etmiştir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Yüzde artış ve indirimler birbirine EKLENMEZ; art arda uygulanan yüzdelerde her işlem bir öncekinin sonucuna uygulanır. Kâr oranı her zaman MALİYET üzerinden hesaplanır.
Uygulama: Maliyet 100 lira kabul edilsin. Etiket fiyatı %40 fazlasıyla 140 lira olur. Bu fiyattan %25 indirim yapılırsa satış fiyatı lira olur. Maliyeti 100 lira olan mal 105 liraya satıldığına göre kâr 5 lira, kâr oranı ise %5'tir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 15, iki yüzdenin doğrudan çıkarılmasından () doğan klasik hatadır. 20 ve 25, indirimin maliyet üzerinden uygulanmasından kaynaklanır. 10 ise etiket fiyatı %40 yerine %35 alındığında elde edilir.
Soru 49/120Matematik
Kütlece %20'si tuz olan 40 gramlık bir karışıma 10 gram tuz eklenmiştir.
Buna göre, son karışımın kütlece yüzde kaçı tuzdur?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Karışım problemlerinde saf madde miktarı ile toplam kütle ayrı ayrı izlenir. Katılan madde hem saf madde miktarını hem toplam kütleyi artırır; yüzde, ile bulunur.
Uygulama: Başlangıçtaki tuz miktarı gramdır. 10 gram tuz eklenince tuz grama, toplam kütle ise grama çıkar. Son oran , yani %36'dır.
Diğer seçenekler neden olmaz? 45, toplam kütlenin de arttığı gözden kaçırılıp 18 gram tuz 40 grama bölündüğünde çıkar. 30, yüzdelerin doğrudan toplanmasından doğar. 40 ve 32 ise başlangıçtaki tuz miktarı yanlış hesaplandığında elde edilir.
Soru 50/120Matematik
Bir torbada 4 kırmızı ve 6 mavi bilye bulunmaktadır. Torbadan rastgele ve ardışık olarak, geri atılmamak üzere 2 bilye çekiliyor.
Buna göre, çekilen bilyelerin ikisinin de mavi olma olasılığı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Olasılık, istenen durum sayısının tüm durum sayısına oranıdır. Çekilen bilye geri atılmadığında ikinci çekimde hem toplam bilye sayısı hem istenen renkteki bilye sayısı bir azalır.
Uygulama: Torbada toplam 10 bilye vardır. Birinci çekimde mavi gelme olasılığı 'dur. Bu bilye geri atılmadığı için ikinci çekimde 9 bilyeden 5'i mavidir ve olasılık olur. İki olayın birlikte gerçekleşme olasılığı çarpılarak bulunur: .
Diğer seçenekler neden olmaz? yalnız birinci çekimin olasılığıdır; ikinci çekim hesaba katılmamıştır. , iki kırmızı çekme olasılığına yakın bir değerdir. , bilye geri atılıyormuş gibi değerinin karesi alındığında yaklaşık olarak; ise paydanın 10 yerine 10 bırakılıp payın yanlış sayılmasıyla elde edilir.
Soru 51/120Matematik
Gerçek sayılar kümesinde biçiminde bir işlem tanımlanıyor.
Buna göre, işleminin sonucu kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Özel tanımlı işlemlerde verilen kural bir şablondur; işlem her uygulandığında soldaki sayı , sağdaki sayı yerine konur. Parantez içi her zaman önce hesaplanır.
Uygulama: Önce içteki işlem yapılır: . Bulunan bu değer dıştaki işlemin soldaki terimi olur: .
Diğer seçenekler neden olmaz? , dıştaki işlemde 1 ile 2'nin yerleri değiştirilip hesaplandığında çıkar. , içteki işlemde kuralı kullanıldığında bulunur. yalnız içteki işlemin sonucudur, dıştaki işlem yapılmamıştır. ise kuraldaki 2 katsayısı terimine uygulandığında elde edilir.
Soru 52/120Matematik
biçiminde devam eden örüntüde her terim, kendinden önceki terimden belirli bir kurala göre elde edilmektedir.
Buna göre, örüntünün 6. terimi kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Sayı örüntülerinde önce ardışık terimler arasındaki fark incelenir; fark düzenli değilse terimler arasındaki çarpansal ilişkiye bakılır.
Uygulama: Farklar 3, 6, 12, 24 biçiminde ilerler; her fark bir öncekinin iki katıdır. Bu, terimler arasında çarpmalı bir kural bulunduğunu gösterir. Denenirse her terimin bir öncekinin iki katının 1 fazlası olduğu görülür: , , , . Öyleyse altıncı terim 'tir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 94, yalnız iki katı alınıp 1 eklenmediğinde çıkar. 96, iki katına 1 yerine 2 eklendiğinde bulunur. 91 ve 93 ise farkların 24 yerine 44 ya da 46 olarak sürdürüldüğü hatalı okumalardan doğar.
Soru 53/120Matematik
Aşağıdaki eşitliklerde A, B ve C birer rakamı göstermektedir:
Buna göre, A kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Harflerle verilen eşitliklerde bilinen değerden geriye doğru gidilir; her harf tek bir rakamı gösterdiği için elde edilen değerlerin rakam olma koşulunu sağlaması gerekir.
Uygulama: Birinci eşitlikten 'dır. Bu değer ikinci eşitlikte yerine konursa , yani olur. verildiğine göre ve bulunur. Buradan olur; üç değer de birer rakamdır ve eşitlikleri sağlar.
Diğer seçenekler neden olmaz? 6, A ile B'nin karıştırılmasından doğar; 6 değeri B'ye aittir. 4 ve 5, bağıntısı kurulmadan deneme yapıldığında seçilir ama değerini 9 yapmaz. 2 ise ikinci eşitlik sanıldığında elde edilir.
Soru 54/120Matematik
Bir sınıftaki 30 öğrenciden 18'i satranç, 15'i masa tenisi kulübüne üyedir. Bu öğrencilerden 5'i hiçbir kulübe üye değildir.
Buna göre, her iki kulübe de üye olan öğrenci sayısı kaçtır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: İki kümenin birleşiminin eleman sayısı bağıntısıyla bulunur. Hiçbir kümeye ait olmayan elemanlar birleşimin dışındadır ve önce evrensel kümeden çıkarılır.
Uygulama: Hiçbir kulübe üye olmayan 5 öğrenci çıkarılırsa en az bir kulübe üye olan öğrenci sayısı olur; bu, birleşimin eleman sayısıdır. Bağıntıda yerine konursa ve buradan bulunur.
Diğer seçenekler neden olmaz? 10, hiçbir kulübe üye olmayan 5 öğrenci çıkarılmadan işlemi yapıldığında çıkar. 7 ve 9, evrensel küme 30 yerine 26 ya da 24 alındığında; 6 ise iki kulüp üyeliği toplamı yanlış hesaplandığında elde edilir.
Soru 55/120Geometri
Yukarıdaki ABC üçgeninde D noktası [BC] üzerinde, E noktası [AD] üzerindedir.
Buna göre, taralı ABE üçgeninin alanı kaç 'dir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Tepe noktası ortak olan ve tabanları aynı doğru üzerinde bulunan iki üçgenin yükseklikleri de ortaktır; bu yüzden alanları tabanlarının uzunluklarıyla doğru orantılıdır.
Uygulama — birinci adım: ABD ve ADC üçgenlerinin ortak tepe noktası A, tabanları [BD] ve [DC] ise aynı doğru üzerindedir. olduğundan olur. İki alanın toplamı 60 olduğuna göre 'dir.
İkinci adım: ABE ve BED üçgenlerinin ortak tepe noktası bu kez B, tabanları [AE] ve [ED] ise [AD] doğrusu üzerindedir. olduğundan ABE üçgeni, ABD üçgeninin dörtte üçüdür: .
Diğer seçenekler neden olmaz? 40, birinci adımda durup değerini cevap sananların sonucudur. 45, koşulunu hiç kullanmadan doğrudan 60'ın dörtte üçünü alanların değeridir. 24, aynı koşulu diye okuyup 'yi 24 bulanların sonucudur. 36 ise oranını sanıp 60'ın beşte üçünü alanların değeridir.
Soru 56/120Geometri
Yukarıdaki şekilde ABC üçgeninde olup D noktası üzerindedir. , açısının açıortayıdır.
olduğuna göre, kaç derecedir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir üçgende eş kenarların karşısındaki açılar da eştir; açıortay ise ait olduğu açıyı iki eş parçaya böler. Üçgenin iç açıları toplamı 'dir.
Uygulama: olduğundan üçgen ikizkenardır ve taban açıları eşittir: . açıortay olduğu için 'dir. BDC üçgeninde iç açılar toplamından bulunur.
Diğer seçenekler neden olmaz? 70, taban açısının kendisidir; açıortayla ikiye bölünmesi hesaba katılmamıştır. 65, taban açısı yanlışlıkla alındığında çıkar. 80 ve 85 ise BDC üçgeninde yerine açısının kullanılmasından doğar.
Soru 57/120Geometri
Yukarıdaki şekilde ABCD bir paralelkenar olup E noktası üzerindedir.
ve paralelkenarın alanı olduğuna göre, taralı AED üçgeninin alanı kaç 'dir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Tabanı paralelkenarın bir kenarı üzerinde, tepe noktası karşı kenarında bulunan bir üçgenin yüksekliği paralelkenarın yüksekliğine eşittir. Böyle bir üçgenin alanı ile bulunur.
Uygulama: Paralelkenarın alanı 'dir. olduğundan dört eş parçaya ayrılmış ve bunun üçünü kaplamıştır: . AED üçgeninin tabanı , yüksekliği ise paralelkenarın yüksekliği 'dir. Buradan olur.
Diğer seçenekler neden olmaz? 24, tabanı değil 'nin tamamı alındığında, yani paralelkenarın yarısı hesaplandığında çıkar. 12, yerine kullanılırsa bulunur. 16 ve 32 ise oranın dörtte üç yerine üçte bir ya da üçte iki sanılmasından doğar.
Soru 58/120Geometri
Yukarıdaki şekilde O merkezli çembere P noktasından çizilen ve doğru parçaları çembere A ve B noktalarında teğettir.
olduğuna göre, kaç derecedir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Bir çembere teğet olan doğru, değme noktasına çizilen yarıçapa diktir. Dörtgenin iç açıları toplamı 'dir. Yarıçaplar eşit olduğundan iki yarıçap ve bir kirişle oluşan üçgen ikizkenardır.
Uygulama: Teğetlik nedeniyle 'dir. PAOB dörtgeninde bulunur. olduğundan AOB üçgeni ikizkenardır ve taban açıları eşittir: .
Diğer seçenekler neden olmaz? 35, tepe açısı olarak merkez açı yerine doğrudan 'nin kullanılmasından doğar. 30, açısı sanıldığında çıkar. 25 ve 15 ise dörtgenin açı toplamı yerine ya da alındığında elde edilir.
Soru 59/120Geometri
Yukarıdaki analitik düzlemde A ve B noktaları gösterilmiştir.
doğru parçasının orta noktasından geçen ve 'ye dik olan doğrunun denklemi aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: İki noktanın orta noktası koordinatların aritmetik ortalamasıdır. Birbirine dik iki doğrunun eğimleri çarpımı 'dir; yani biri ise diğeri 'dir.
Uygulama: Şekle göre ve 'tir. Orta nokta olur. 'nin eğimi olduğundan dik doğrunun eğimi 'dir. Nokta-eğim bağıntısıyla yazılır; her iki yan 2 ile çarpılıp düzenlenirse elde edilir.
Diğer seçenekler neden olmaz? doğrusunun eğimi 'tür; dik doğrunun eğimi olarak ters işaret alınmış ama ters çevrilmemiştir. eğimi olan, yani işareti yanlış alınmış doğrudur. doğrusu 'ye dik değil paraleldir. ise doğru eğime sahiptir ama orta noktadan değil noktasından geçer.
Soru 60/120Geometri
Yukarıdaki şekilde taban yarıçapı , yüksekliği olan dik dairesel silindirin içine, tabanı silindirin alt tabanıyla çakışan ve tepe noktası üst tabanın merkezinde bulunan bir koni yerleştirilmiştir.
ve olduğuna göre, silindirin içinde koninin dışında kalan bölgenin hacmi kaç 'tür?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Dik dairesel silindirin hacmi , aynı tabana ve aynı yüksekliğe sahip koninin hacmi ise 'dir. Yani koni, aynı taban ve yükseklikteki silindirin üçte biri kadar yer kaplar.
Uygulama: Silindirin hacmi 'dir. Koni silindirle aynı tabana ve aynı yüksekliğe sahip olduğundan hacmi olur. Aradaki bölgenin hacmi 'dir.
Diğer seçenekler neden olmaz? 90, silindirin tamamıdır; koni çıkarılmamıştır. 30, koninin kendi hacmidir. 45, silindirin yarısıdır ve koninin üçte bir oranı yerine yarı alınmasından doğar. 75 ise koninin hacmi oranıyla hesaplandığında elde edilir.
Soru 61/120Tarih
Uygurlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir yargının bir devlet için "söylenemez" olması, o gelişmenin başka bir devlete ait olması demektir. Bu tür sorularda önce yargının gerçek sahibi belirlenir.
Uygulama: Orhun (Göktürk) Yazıtları, II. Göktürk Devleti Dönemi'nde Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adına diktirilmiştir; Uygurlarla ilgisi yoktur. Bu nedenle bu yargı Uygurlar için söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Uygurlar, Türk tarihinde yerleşik yaşama geçen ilk topluluk kabul edilir. Mani ve Budizm inançlarını benimsemeleri, et yemeyi ve savaşçılığı kısıtladığı için askerî güçlerini zayıflatmıştır. On sekiz harfli Uygur alfabesi kendilerine özgüdür. Kâğıt ve matbaayı kullanmaları da yerleşik yaşamın ve gelişmiş bir yazı kültürünün sonucudur.
Soru 62/120Tarih
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nde ilk kez Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde görülen bir gelişme olarak gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: "İlk kez hangi dönemde" soruları, gelişmenin tarihini değil, hangi padişahın dönemine ait olduğunu ölçer. Elenmesi gereken seçenek, başka bir döneme ait olandır.
Uygulama: Halifelik, Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sonunda 1517'de Osmanlı Devleti'ne geçmiştir. Fatih Dönemi'yle ilgisi yoktur; bu nedenle gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Divan'a başkanlık etme görevini sadrazama bırakan ilk padişah Fatih'tir. Kanunname-i Âli Osman ile devlet yönetimine ilişkin kurallar ilk kez yazılı hâle getirilmiştir. Osmanlı'da ilk altın para Fatih Dönemi'nde bastırılmıştır. İstanbul'un fethiyle birlikte Boğazlar üzerinde tam denetim de bu dönemde sağlanmıştır.
Soru 63/120Tarih
Aşağıdakilerden hangisi, TBMM'nin açılmasından sonra ortaya çıkan iç ayaklanmaları bastırmak amacıyla alınan önlemler arasında yer alır?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Amaç soran sorularda her gelişmenin hangi soruna karşı alındığı ayrı ayrı belirlenir; aynı yıllarda olmak, aynı amaca hizmet ettiği anlamına gelmez.
Uygulama: 29 Nisan 1920'de çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu, TBMM'ye karşı ayaklananları yargılamak üzere kabul edilmiştir; doğrudan iç ayaklanmalara yönelik bir önlemdir. Bu kanunun uygulanması için İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921) yeni devletin anayasasıdır, ayaklanma önlemi değildir. Saltanatın kaldırılması (1922) savaş kazanıldıktan sonra yapılmış bir yönetim değişikliğidir. Misak-ı Millî (28 Ocak 1920) TBMM açılmadan önce Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiştir, dolayısıyla tarih olarak da uymaz. Tekâlif-i Millîye Emirleri (1921) ise Sakarya Savaşı öncesinde orduyu donatmak için yayımlanan ikmal kararlarıdır.
Soru 64/120Tarih
1928'de yeni Türk harflerinin kabul edilmesinin; I. okuma yazma oranının artması, II. eğitimin laik bir temele oturtulması, III. Batı ile kültürel etkileşimin kolaylaşması durumlarından hangilerine ortam hazırladığı savunulabilir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Öncül sorularında her madde, verilen gelişmenin DOĞRUDAN sonucu olup olmadığına göre tek tek sınanır; doğru olan ama başka bir gelişmeden kaynaklanan madde elenir.
Uygulama: I doğrudur; yeni harfler eskisine göre çok daha kolay öğrenildiği için okuma yazma oranı hızla artmış, Millet Mektepleri bu amaçla açılmıştır. III de doğrudur; Latin kökenli alfabeye geçiş Batı kaynaklarına ulaşmayı ve kültürel etkileşimi kolaylaştırmıştır. Buna göre cevap I ve III'tür.
Diğer seçenekler neden olmaz? II, harf inkılabının sonucu değildir: eğitimin laik bir temele oturtulması 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile sağlanmıştır ve harf inkılabından dört yıl öncesine aittir. Bu nedenle II'yi içeren seçenekler elenir; yalnız I ya da yalnız II diyen seçenekler ise doğru maddelerden birini dışarıda bırakır.
Soru 65/120Tarih
Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletleriyle ilgili; I. Asya Hun Devleti'nde ordu onluk sisteme göre düzenlenmiştir. II. Göktürkler, "Türk" adını devlet adı olarak kullanan ilk Türk devletidir. III. Kavimler Göçü, Avrupa Hunlarının batıya ilerlemesiyle başlamıştır. yargılarından hangileri doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Öncüllü sorularda her yargı, ait olduğu devletin bilinen özellikleriyle ayrı ayrı karşılaştırılır; biri bile yanlışsa onu içeren seçenekler elenir.
I. Doğrudur; Mete Han döneminde kurulan onluk sistem, orduyu on, yüz, bin ve on binlik birliklere ayıran bir düzendir ve sonraki Türk devletlerine örnek olmuştur. II. Doğrudur; "Türk" sözcüğünü ilk kez resmî devlet adı olarak kullanan siyasi teşekkül Göktürk Devleti'dir. III. Doğrudur; 375 yılında Avrupa Hunlarının batıya doğru ilerlemesi Germen kavimlerini harekete geçirmiş ve Kavimler Göçü başlamıştır.
Üç yargı da doğru olduğundan cevap hepsini içeren seçenektir. Yalnız bir ya da iki yargıyı kapsayan seçenekler, doğru olan diğer yargıları dışarıda bıraktığı için elenir.
Soru 66/120Tarih
Karahanlılarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: "Söylenemez" soruları, verilen özelliğin başka bir devlete ait olup olmadığını sınamayı gerektirir. Doğru cevap, o devletin değil başkasının niteliğidir.
Anadolu'nun Türkleşmesi, 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya yerleşen Türkiye Selçukluları ve Anadolu beylikleri eliyle gerçekleşmiştir. Karahanlılar ise Orta Asya'da, Maveraünnehir ve Doğu Türkistan bölgesinde kurulmuş bir devlettir; Anadolu'yla ilgisi yoktur. Bu nedenle bu yargı Karahanlılar için söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Karahanlılar, Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet'i benimseyerek Orta Asya'da bu dini topluca kabul eden ilk Türk devleti olmuştur. Arapça ve Farsçanın yaygınlaştığı bir çağda resmî dil olarak Türkçeyi sürdürmeleri, Türk dilinin korunmasında belirleyici olmuştur. Yusuf Has Hacip'in yazdığı Kutadgu Bilig, Türk-İslam edebiyatının bilinen ilk eseri olarak bu döneme aittir. Ticaret yolları üzerine kurdukları ribatlar ise sonraki kervansaray geleneğinin başlangıcı sayılır.
Soru 67/120Tarih
1071 yılında Malazgirt Ovası'nda Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'in orduları karşı karşıya geldi. Sayıca çok üstün olan Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğradı, imparatorun kendisi de esir düştü.
Malazgirt Savaşı'nın sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Bir olayın sonucu, o olayın ardından ve onunla nedensel bağı içinde gerçekleşen gelişmedir. Aradan yüzyıllar geçmiş ve başka koşullarda ortaya çıkmış olaylar sonuç sayılamaz.
İstanbul, Malazgirt Savaşı'ndan yaklaşık dört yüz yıl sonra, 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir ve bu fetih Osmanlı Devleti'nin gelişmesiyle ilgilidir. Malazgirt Savaşı'nın bir sonucu olarak gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? 1071'de kazanılan zaferden sonra Anadolu Türk göçlerine açılmış, Bizans'ın bölgedeki askerî ve siyasi denetimi çökmüştür. Bu ortamda Danişmentliler, Saltuklular ve Mengücekliler gibi ilk Türk beylikleri kurulmuş, kısa süre sonra da Türkiye Selçuklu Devleti ortaya çıkmıştır.
Soru 68/120Tarih
Osmanlı Devleti'nin Rumeli'ye geçiş sürecinde; I. Karesioğulları Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılması, II. Çimpe Kalesi'nin üs olarak elde edilmesi, III. İstanbul'un fethedilmesi gelişmelerinden hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir sürece etki eden gelişmeler, o süreçten ÖNCE ya da onunla birlikte yaşanmış olmalıdır. Sonradan gerçekleşen bir olay, kendinden önceki bir süreci başlatamaz.
I. Doğrudur; Karesioğulları'nın alınmasıyla beyliğin donanması ve denizcilikte deneyimli beyleri Osmanlı hizmetine girmiş, bu güç Rumeli'ye geçişte kullanılmıştır. II. Doğrudur; 1353'te (bazı kaynaklarda 1352) elde edilen Çimpe Kalesi, Osmanlıların Rumeli'deki ilk toprağı ve sonraki fetihlerin üssü olmuştur. III. Yanlıştır; İstanbul 1453'te fethedilmiştir, yani Rumeli'ye geçişten yaklaşık yüz yıl sonra. Bir sonuç olarak değerlendirilebilir ama geçişin nedeni olamaz.
Buna göre yalnız birinci ve ikinci yargılar doğrudur; üçüncüyü içeren seçenekler elenir.
Soru 69/120Tarih
1683'teki II. Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Osmanlı Devleti; Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya'dan oluşan Kutsal İttifak'a karşı on altı yıl süren yıpratıcı bir savaş dönemine girdi.
Osmanlı Devleti'nin masa başında ilk kez toprak kaybettiği antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Osmanlı tarihinde dönemler antlaşmalarla ayrılır. "İlk" bildiren sorularda antlaşmaların tarih sırası ve her birinin getirdiği sonuç ayrı ayrı bilinmelidir.
1699'da imzalanan Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti Macaristan, Erdel, Mora ve Dalmaçya gibi geniş toprakları bırakmış; devlet ilk kez bir antlaşma masasında toprak kaybetmiştir. Bu antlaşma aynı zamanda Gerileme Dönemi'nin başlangıcı sayılır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Zitvatorok (1606), Avusturya hükümdarına Osmanlı padişahıyla denk sayılma hakkı tanımıştır ama toprak kaybı içermez. Vasvar (1664) Osmanlı'nın üstünlüğü ile sonuçlanmıştır. Pasarofça (1718) ve Küçük Kaynarca (1774) da toprak kaybı getirir, ancak ikisi de Karlofça'dan sonradır; sorulan "ilk" koşulunu karşılamazlar.
Soru 70/120Tarih
Osmanlı Devleti'nde toplumun yönetenler (askerî) ve yönetilenler (reaya) biçiminde ikiye ayrılmasında aşağıdakilerden hangisi belirleyici olmuştur?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Osmanlı toplum düzeni etnik ya da dinî temelli değil, devletle kurulan malî ilişki temellidir. Sınıf ayrımını belirleyen ölçüt aranırken bu malî ölçüte bakılır.
Askerî sınıf, devlet hizmetinde bulunduğu için vergiden muaftır ve geçimini devletten aldığı gelirle sağlar. Reaya ise üretim yapan ve vergi ödeyen kesimdir. Ayrımı yaratan şey budur; vergiden muaf tutulan biri askerî sınıfa geçmiş sayılır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Her iki sınıf da imparatorluğun her bölgesinde bulunur. Dil ve din de belirleyici değildir; Müslüman bir çiftçi reaya, gayrimüslim bir devlet görevlisi ise askerî sınıftandır. Toprak miktarı da ölçüt değildir, çünkü tımar sahibi toprağın mülkiyetine değil yalnız gelirini toplama hakkına sahiptir.
Soru 71/120Tarih
Osmanlı Devleti'nde; I. Divan-ı Hümayun, II. Enderun, III. Külliye kurumlarından hangileri bünyesinde eğitim kurumu barındırır?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Kurumlar, birden çok işlev taşısa bile asıl kuruluş amacına göre sınıflandırılır. Öncüller bu asıl amaca göre tek tek değerlendirilir.
I. Yanlıştır; Divan-ı Hümayun, devletin en yüksek karar ve yargı organıdır. Siyasi, malî ve hukuki işleri görüşür; bir eğitim kurumu değildir. II. Doğrudur; Enderun, sarayda devşirme gençlerin devlet adamı olarak yetiştirildiği bir saray okuludur ve doğrudan eğitim kurumudur. III. Doğrudur; külliye çok işlevli bir yapı topluluğudur ve ibadet, sağlık, sosyal yardım birimlerinin yanı sıra medrese ile sıbyan mektebi gibi eğitim kurumlarını da barındırır.
Buna göre ikinci ve üçüncü yargılar doğrudur; Divan-ı Hümayun'u içeren seçenekler elenir.
Soru 72/120Tarih
II. Meşrutiyet'in ilanıyla; I. saltanatın kaldırılması, II. Kanun-i Esasi'nin yeniden yürürlüğe girmesi, III. çok partili siyasi hayata geçilmesi durumlarından hangileri gerçekleşmiştir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir gelişmenin sonuçları belirlenirken hem içeriğine hem tarihine bakılır. Çok sonra ve bambaşka bir siyasi çerçevede gerçekleşen olaylar o gelişmenin sonucu sayılamaz.
I. Yanlıştır; saltanat 1 Kasım 1922'de TBMM tarafından kaldırılmıştır. II. Meşrutiyet ise 1908'de ilan edilmiştir ve monarşiyi kaldırmaz, sınırlar. II. Doğrudur; 1878'de uygulaması durdurulan Kanun-i Esasi, II. Meşrutiyet'in ilanıyla yeniden yürürlüğe girmiştir. III. Doğrudur; 1908'de Osmanlı Ahrar Fırkası kurulmuş, onu Osmanlı Demokrat Fırkası ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası izlemiştir. O tarihte henüz bir cemiyet olan İttihat ve Terakki de sonradan fırkaya dönüşmüştür. Böylece Osmanlı tarihinde ilk kez çok partili bir siyasi hayat yaşanmıştır.
Buna göre ikinci ve üçüncü yargılar doğrudur.
Soru 73/120Tarih
Trablusgarp Savaşı ve sonunda imzalanan Uşi Antlaşması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Bir savaşın nasıl yürütüldüğü, tarafların o andaki askerî imkânlarıyla birlikte değerlendirilir. Verilen yargı bu imkânlarla çelişiyorsa söylenemez.
Trablusgarp, Osmanlı Devleti'ne karadan bağlı değildi ve Mısır İngiliz işgali altında olduğu için kara yolu kapalıydı. Donanma ise bölgeye asker taşıyacak güçte değildi. Bu yüzden savaşa Mustafa Kemal ve Enver Bey gibi gönüllü subaylar gizlice giderek yerel halkı örgütlemiştir. Devletin savaşa donanmasıyla katıldığı söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Uşi Antlaşması'yla Trablusgarp İtalya'ya bırakılmış ve böylece Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki varlığı sona ermiştir. On İki Ada, Balkan Savaşları sonrasında geri verilmek üzere geçici olarak İtalya'ya bırakılmış ancak bir daha geri alınamamıştır. Savaşın sona ermesinin nedeni de Balkanlarda açılan yeni cephedir.
Soru 74/120Tarih
Coğrafi Keşiflerin; I. Akdeniz limanlarının eski önemini yitirmesi, II. Avrupa'da burjuva sınıfının güçlenmesi, III. Avrupa'da feodalitenin güçlenmesi sonuçlarından hangilerine yol açtığı savunulabilir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir gelişmenin sonucu sayılabilmesi için o gelişmeden kaynaklanması gerekir. Aynı yüzyılda yaşanmak, iki olay arasında neden-sonuç bağı kurmaya yetmez.
I. Doğrudur; yeni okyanus yollarının bulunmasıyla ticaret Atlas Okyanusu'na kaymış, Akdeniz limanları ve İpek Yolu üzerindeki ülkeler gelir kaybına uğramıştır. II. Doğrudur; keşiflerle Avrupa'ya akan altın ve gümüş, ticaretle uğraşan kesimi zenginleştirmiş; toprağa değil sermayeye dayanan burjuva sınıfı güçlenmiştir. III. Yanlıştır; keşifler feodaliteyi güçlendirmemiş, tersine çökertmiştir. Zenginliğin kaynağı topraktan ticarete kayınca toprak sahibi soyluların gücü azalmış, sermaye sahibi kentli kesim öne geçmiştir.
Buna göre yalnız birinci ve ikinci yargılar doğrudur.
Soru 75/120Tarih
1789'da başlayan Fransız İhtilali; eşitlik, özgürlük ve egemenliğin halka ait olduğu düşüncelerini yaydı. Bu düşünceler kısa sürede Fransa sınırlarını aşarak bütün Avrupa'yı etkiledi ve kıtadaki devletleri kendi iç yapılarına göre farklı biçimlerde sarstı.
Fransız İhtilali'nin Osmanlı Devleti üzerindeki en önemli olumsuz etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir olayın çok uluslu bir devlet üzerindeki etkisi değerlendirilirken, o devletin yapısıyla doğrudan çelişen sonuçlara bakılır.
Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik düşüncesi, her ulusun kendi devletini kurma hakkı olduğunu savunur. Onlarca ulusu bir arada tutan Osmanlı Devleti için bu düşünce doğrudan bir çözülme tehdidiydi; Sırp ve Yunan isyanlarıyla başlayan süreç imparatorluğun dağılmasında belirleyici olmuştur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Sanayi Devrimi İngiltere'de ve ihtilalden bağımsız nedenlerle başlamıştır. Kapitülasyonlar ilk kez XVI. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Fransa'ya verilmiştir; yani ihtilalden yaklaşık iki buçuk yüzyıl önce. Coğrafi Keşifler XV. yüzyıl sonlarına aittir. Reform hareketleri ise XVI. yüzyılda Avrupa'da yaşanmış dinî bir harekettir ve Osmanlı topraklarına yayılmamıştır.
Soru 76/120Tarih
Amasya Genelgesi ile ilgili; I. Kurtuluş Savaşı'nın gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlenmiştir. II. Temsil Heyeti oluşturulmuştur. III. Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir. yargılarından hangileri doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Kurtuluş Savaşı hazırlık dönemindeki belgeler birbirini tamamlar; bu yüzden hangi kararın hangi belgede alındığı ayrı ayrı bilinmelidir.
I. Doğrudur; 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi'nde vatanın bütünlüğünün tehlikede olduğu gerekçe olarak konmuş, bağımsızlığın sağlanması amaç gösterilmiş, bunun ancak milletin azim ve kararıyla olacağı belirtilerek yöntem ortaya konmuştur. II. Yanlıştır; Temsil Heyeti, Erzurum Kongresi'nde oluşturulmuş ve Sivas Kongresi'nde yetkisi bütün yurdu kapsayacak biçimde genişletilmiştir. III. Yanlıştır; manda ve himaye Erzurum Kongresi'nde gündeme gelmiş, kesin olarak Sivas Kongresi'nde reddedilmiştir.
Buna göre yalnız birinci yargı doğrudur.
Soru 77/120Tarih
I. İnönü Muharebesi'nin sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Bir muharebenin sonuçları, onu izleyen kısa dönemde ve onun yarattığı siyasi ortamda gerçekleşen gelişmelerdir. Çok sonra ve başka bir askerî başarının ardından gelen olaylar o muharebeye bağlanamaz.
Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de, Büyük Taarruz'un kazanılmasından sonra imzalanmıştır. I. İnönü ise Ocak 1921'de kazanılmıştır; aradan geçen yaklaşık iki yılda Sakarya ve Büyük Taarruz gibi belirleyici gelişmeler yaşanmıştır. Bu nedenle Mudanya, I. İnönü'nün sonucu olarak gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? I. İnönü'nün kazanılması TBMM'nin askerî gücünü kanıtlamış; İtilaf Devletleri Londra Konferansı'na TBMM'yi de çağırmıştır. Sovyet Rusya, TBMM'yi tanıyan Moskova Antlaşması'nı bu zaferin ardından imzalamıştır. Yeni devletin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da aynı güven ortamında, 20 Ocak 1921'de kabul edilmiştir.
Soru 78/120Tarih
Sakarya Meydan Muharebesi'nin; I. Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanması, II. Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı verilmesi, III. Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersiz sayılması gelişmelerinden hangilerine yol açtığı söylenebilir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Askerî başarıların siyasi sonuçları, o başarının hemen ardından imzalanan antlaşmalar ve alınan kararlarla ölçülür. Bir antlaşmanın hukuken geçersiz sayılması ise ancak yerine yenisinin konmasıyla olur.
I. Doğrudur; 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa, TBMM Hükûmeti'ni resmen tanıyıp savaştan çekilmiştir. Bu, bir İtilaf Devleti'nin TBMM'yi tanıdığı ilk antlaşmadır. II. Doğrudur; TBMM, 19 Eylül 1921'de Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı vermiştir. III. Yanlıştır; Sevr Antlaşması, 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile hukuken geçersiz hâle gelmiştir.
Buna göre yalnız birinci ve ikinci yargılar doğrudur.
Soru 79/120Tarih
Mudanya Ateşkes Antlaşması ile ilgili; I. Saltanat kaldırılmıştır. II. Doğu Trakya savaş yapılmadan geri alınmıştır. III. Kapitülasyonlar kaldırılmıştır. yargılarından hangileri doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Ateşkes antlaşmaları savaşı durdurur ve askerî düzenlemeler getirir; iç hukuka ve ekonomiye ilişkin düzenlemeler barış antlaşmalarında ya da meclis kararlarında yer alır.
I. Yanlıştır; saltanat, Mudanya'dan sonra 1 Kasım 1922'de TBMM'nin aldığı ayrı bir kararla kaldırılmıştır. Antlaşmanın kendisinde böyle bir hüküm yoktur. II. Doğrudur; 11 Ekim 1922'de imzalanan antlaşmaya göre Yunan ordusu Doğu Trakya'yı on beş gün içinde boşaltacak, bölge otuz gün içinde TBMM yönetimine devredilecekti. Böylece Doğu Trakya tek kurşun atılmadan geri alınmıştır. III. Yanlıştır; kapitülasyonlar 1923'te Lozan Barış Antlaşması ile kaldırılmıştır.
Buna göre yalnız ikinci yargı doğrudur.
Soru 80/120Tarih
1926'da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu; aile, miras ve kişiler hukukunu yeniden düzenledi. Böylece o güne kadar farklı cemaatlerin kendi kurallarına göre yürüyen özel hukuk alanında birlik sağlandı.
Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle aşağıdakilerden hangisi sağlanmamıştır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Bir kanunun getirdikleri, düzenlediği hukuk alanıyla sınırlıdır. Medeni Kanun aile, miras ve kişiler hukukunu düzenler; siyasi haklar ise anayasa ve seçim kanunlarıyla verilir.
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı, 1934'te Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan değişiklikle tanınmıştır. 1926'da kabul edilen Medeni Kanun'un kapsamı dışındadır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Medeni Kanun mirasta kadın-erkek eşitliğini getirmiş, resmî nikâhı zorunlu kılarak evliliği devlet denetimine almış, çok eşliliği kaldırıp tek eşle evlilik esasını benimsemiş ve boşanma hakkını her iki eşe de tanımıştır. Dördü de doğrudan bu kanunla sağlanmıştır.
Soru 81/120Tarih
Aşağıdakilerden hangisi halifeliğin kaldırılmasının doğrudan bir sonucudur?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir olayın sonucu, ondan SONRA gerçekleşir. Tarih sırası doğru kurulduğunda, önce yaşanmış bütün gelişmeler sonuç olmaktan çıkar.
Halifelik 3 Mart 1924'te kaldırılmıştır. Dinî ve siyasi otoriteyi kişisinde birleştiren bu makamın kalkması, devlet düzeninin dinî temelden ayrılmasının önündeki en büyük engeli ortadan kaldırmış ve 1937'de anayasaya girecek olan laiklik ilkesinin yolunu açmıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Saltanat 1 Kasım 1922'de, Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir; ikisi de halifeliğin kaldırılmasından öncedir. TBMM 23 Nisan 1920'de açılmıştır. Misak-ı Millî ise 28 Ocak 1920'de, Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiştir. Dördü de tarih olarak önce geldiği için sonuç sayılamaz.
Soru 82/120Tarih
Aşağıdakilerden hangisi Atatürk'ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılan çalışmalar arasında gösterilebilir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Bir inkılabın hangi ilkeyle ilişkili olduğu, o inkılabın çözmeye çalıştığı soruna bakılarak belirlenir. Milliyetçilik ilkesi, millî kimliği ve millî kültürü güçlendirmeye yönelik çalışmaları kapsar.
1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla kurulan ve 1936'da bugünkü adını alan Türk Dil Kurumu, Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden arındırmak ve dilin kendi kaynaklarından zenginleşmesini sağlamak amacıyla çalışmıştır. Dil, millî kimliğin temel taşı olduğu için bu çalışma doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Tekke ve zaviyelerin kapatılması ile medreselerin kapatılması, din işleriyle devlet ve eğitim işlerinin ayrılmasına yöneliktir; laiklik ilkesiyle ilişkilidir. Şapka ve Kıyafet Kanunu, toplumsal hayatı çağın gereklerine uydurmayı amaçlayan bir inkılapçılık örneğidir. Aşar vergisinin kaldırılması ise köylünün yükünü hafifleterek toplumsal eşitliği gözettiği için halkçılık ilkesiyle bağlantılıdır.
Soru 83/120Tarih
Türkiye'nin 1932 yılında Milletler Cemiyetine davet edilerek üye olması, aşağıdakilerden hangisinin göstergesi sayılabilir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Bir devletin uluslararası bir örgüte DAVET EDİLEREK üye olması, o devletin dış politikadaki konumuna ilişkin bir göstergedir; belirli bir sorunun çözüldüğü anlamına gelmez.
Milletler Cemiyeti üyeliği Türkiye'ye başvuruyla değil davetle gelmiştir. Bu davet, Lozan sonrasında izlenen barışçı ve sorunları görüşmeyle çözen dış politikanın uluslararası alanda kabul gördüğünü ve Türkiye'nin saygınlık kazandığını gösterir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Boğazlar üzerinde tam egemenlik 1936 Montrö Sözleşmesi ile sağlanmıştır. Hatay'ın anavatana katılması 1939'da gerçekleşmiştir. Kapitülasyonlar 1923'te Lozan ile kaldırılmıştır. Milletler Cemiyeti ise askerî bir ittifak değil, barışı korumayı amaçlayan uluslararası bir örgüttür.
Soru 84/120Tarih
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında; I. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması, II. Balkan Antantı'nın kurulması, III. Sadabat Paktı'nın imzalanması gelişmelerinden hangileri, Türkiye'nin komşu devletlerle kurduğu bölgesel güvenlik birliği niteliğindedir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bölgesel güvenlik birliği, birbirine komşu devletlerin sınırlarına saygı ve saldırmazlık taahhüdüyle bir araya geldiği çok taraflı bir ittifaktır. Bir su yolunun hukuki statüsünü düzenleyen sözleşme ise bundan farklıdır; taraflarının komşu olması bile gerekmez.
I. Yanlıştır; 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar üzerindeki uluslararası komisyonu kaldırıp yönetimi Türkiye'ye bırakan ve geçiş rejimini düzenleyen bir statü belgesidir. Türkiye'nin egemenlik haklarını güçlendirmiştir ama komşularla kurulmuş bir güvenlik ittifakı değildir; imzacıları arasında İngiltere, Fransa ve Japonya gibi uzak devletler de vardır. II. Doğrudur; 1934'te Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile kurulan Balkan Antantı, İtalya'nın yayılmacı politikasına karşı komşularla kurulmuş bölgesel bir güvenlik birliğidir. III. Doğrudur; 1937'de İran, Irak ve Afganistan ile imzalanan Sadabat Paktı da doğu sınırında aynı mantıkla kurulmuş bir saldırmazlık ve iş birliği düzenidir.
Buna göre yalnız ikinci ve üçüncü gelişmeler bölgesel güvenlik birliği niteliğindedir.
Soru 85/120Tarih
1939-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı, altmış milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı ve savaşa katılan devletlerin ekonomilerini çökertti. Savaşın ardından dünya siyaseti bütünüyle yeni bir düzene göre biçimlendi.
Aşağıdakilerden hangisi II. Dünya Savaşı'nın sonuçları arasında gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Büyük savaşların sonuçları değerlendirilirken, savaşın dünya düzeninde yarattığı yön değişimine bakılır. Savaştan önceki eğilimin tam tersini bildiren yargı sonuç olamaz.
II. Dünya Savaşı sömürgeciliği hızlandırmamış, tersine çökertmiştir. Savaştan yıpranarak çıkan Avrupa devletleri sömürgelerini elde tutamamış; 1945 sonrasında Asya ve Afrika'da peş peşe bağımsızlık hareketleri başlamıştır. Bu nedenle sömürgeciliğin hız kazandığı yargısı gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Birleşmiş Milletler, savaşın hemen ardından 1945'te barışı korumak amacıyla kurulmuştur. Savaş sonrasında ABD ve SSCB'nin iki kutup hâline gelmesiyle Soğuk Savaş başlamış, bu ortamda 1949'da NATO ve 1955'te Varşova Paktı kurulmuştur. Nükleer silahlar da ilk kez 1945'te Hiroşima ve Nagazaki'de kullanılmıştır.
Soru 86/120Tarih
Türkiye'nin NATO'ya üye olmasında; I. Bağdat Paktı'na katılması, II. SSCB'nin Boğazlar ve doğu illeri üzerinde istekte bulunması, III. Kore Savaşı'na asker göndermesi durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Bir üyeliğe etki eden gelişmeler, üyelikten ÖNCE yaşanmış olmalıdır. Sonradan gerçekleşen bir olay, kendinden önceki bir kararın nedeni sayılamaz.
I. Yanlıştır; Bağdat Paktı 1955'te kurulmuştur. Türkiye ise NATO'ya 1952'de üye olmuştur; yani pakt üyelikten sonradır. II. Doğrudur; SSCB'nin II. Dünya Savaşı sonrasında Boğazlarda üs istemesi ve Kars ile Ardahan üzerinde hak iddia etmesi, Türkiye'yi batı ittifakına yönelten temel güvenlik kaygısıdır. III. Doğrudur; 1950'de Kore'ye asker gönderilmesi, Türkiye'nin ittifakın yükünü paylaşmaya hazır olduğunu göstermiş ve üyelik sürecini hızlandırmıştır.
Buna göre ikinci ve üçüncü yargılar doğrudur.
Soru 87/120Tarih
II. Dünya Savaşı'nın ardından ABD ve SSCB, dünyanın en güçlü iki devleti olarak öne çıktı. Aralarındaki rekabet 1990'ların başına kadar sürdü ve bu dönem tarihe Soğuk Savaş adıyla geçti.
Soğuk Savaş Dönemi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Dönem sorularında her seçenek, o dönemin bilinen niteliklerine göre sınanır. Doğru cevap, dönemle bağdaşmayan tek yargıdır.
Birleşmiş Milletler, Soğuk Savaş boyunca varlığını sürdürmüş ve bugün de faaliyettedir. Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkı nedeniyle zaman zaman etkisiz kalmış olsa da dağılmamıştır. Bu nedenle bu yargı söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Savaş sonrasında ABD ve SSCB önderliğinde iki kutuplu bir düzen kurulmuştur. İki süper güç birbiriyle doğrudan savaşmamış, bunun yerine Kore ve Vietnam gibi bölgelerde vekâlet çatışmaları yaşanmıştır. Nükleer silahlanma ve uzay yarışı da bu dönemin belirleyici özelliklerindendir.
Soru 88/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen alanların hangisinde, akarsuların akım düzeyi yıl içinde diğerlerine göre daha az değişkenlik gösterir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Bir akarsuyun rejimi, beslendiği kaynağın yıl içindeki düzenliliğine bağlıdır. Her mevsim yağış alan yerlerde akım düzenli, yağışın belirli mevsimlerde toplandığı ya da karla beslenmenin baskın olduğu yerlerde ise düzensizdir.
Uygulama: I ile gösterilen Doğu Karadeniz kıyısı, Türkiye'de her mevsim yağış alan tek yöredir. Beslenme yıl boyunca sürdüğü için buradaki akarsuların akımı en az değişkenlik gösteren akımdır.
Diğer seçenekler neden olmaz? II (İç Anadolu) ve IV (Güneydoğu Anadolu) yaz kuraklığının belirgin olduğu, ilkbaharda yağış ve kar erimesiyle kabarıp yazın çekilen akarsulara sahiptir. III (Ege kıyısı) kışın yağışlı, yazın kurak Akdeniz iklimi altındadır; yaz aylarında beslenme neredeyse durduğu için mevsimler arasında büyük fark gösterir. V (Doğu Anadolu) ise karla beslenme baskın olduğu için ilkbaharda ani yükselen, yazın düşen düzensiz bir rejime sahiptir.
Soru 89/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada K ve L ile gösterilen alanlar birbirine komşu olduğu hâlde, K alanında turunçgil tarımı yapılabilirken L alanında yapılamamaktadır.
Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Turunçgiller kışın donma noktasının altına düşen sıcaklıklara dayanamaz; bu yüzden yetişme alanlarını belirleyen etken kış sıcaklığıdır. Aynı enlemde yükselti arttıkça sıcaklık düzenli olarak düşer.
Uygulama: K, Toros Dağları'nın önünde yer alan Akdeniz kıyı ovasıdır ve kışları ılıktır. L ise Torosların gerisinde, yükseltisi bin metreyi aşan bir alandır. Yükseltiye bağlı olarak kış sıcaklıkları donma noktasının altına indiği için turunçgil yetiştirilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Toprak verimliliği ürün miktarını etkiler, ancak bir ürünün hiç yetişememesini açıklamaz. Yağış farkı belirleyici değildir; turunçgil sulamayla da yetiştirilir. K alanı kuzeye değil güneye, denize bakan yamaçlarda yer alır. Tarım arazisinin darlığı ise üretim miktarını sınırlar, ürünün yetişip yetişmemesini belirlemez.
Soru 90/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen yöreler, Türkiye'de örtü altı (sera) tarımının en yoğun yapıldığı alanlardır.
Bu yörelerin sera tarımı için elverişli olmasını sağlayan temel iklim özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Sera tarımının amacı, ürünü mevsimi dışında yetiştirmektir. Bunun maliyetini belirleyen şey seranın ısıtılma ihtiyacıdır; kışı ılık geçen yerlerde ısıtma gideri düşer ve sera tarımı kârlı hâle gelir.
Uygulama: Haritada gösterilen yörelerin tamamı Akdeniz ve Güney Ege kıyı kuşağındadır. Buralarda kış sıcaklık ortalamaları Türkiye'nin geri kalanına göre belirgin biçimde yüksektir; seralar çoğu zaman ek ısıtma gerektirmeden çalıştırılabilir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yağışın fazla olması sera tarımı için bir üstünlük değildir; sera içindeki su zaten sulamayla sağlanır. Nem oranı bu kıyı kuşağında düşük değil yüksektir. Kar yağışlı gün sayısının fazla olması sera tarımını zorlaştıran bir özelliktir. Yıllık sıcaklık farkının fazla olması ise karasal iklimin özelliğidir ve bu kıyı yöreleri için geçerli değildir.
Soru 91/120Coğrafya
Türkiye'nin 36° - 42° kuzey paralelleri arasında yer alması, aşağıdakilerden hangisinin temel nedenidir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Matematik konum, bir yerin enlem ve boylamlarla belirlenen konumudur. Enlem sıcaklık ve mevsim özelliklerini, boylam ise yerel saati etkiler. Özel konum ise denizlere göre yer, yükselti ve komşuluk gibi özellikleri kapsar.
Uygulama: 36° - 42° kuzey paralelleri orta kuşakta yer alır. Orta kuşakta Güneş ışınlarının geliş açısı yıl içinde belirgin biçimde değiştiği için dört mevsim açıkça yaşanır. Bu durum doğrudan enlemin, yani matematik konumun sonucudur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Doğu ile batı arasındaki yerel saat farkı boylamdan kaynaklanır; verilen değerler ise paralellerdir. Yer şekillerinin engebeliliği ve deprem kuşağında bulunmak jeolojik yapıyla, üç tarafın denizlerle çevrili olması ise özel konumla ilgilidir; hiçbiri paralel değerinden çıkarılamaz.
Soru 92/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada K ve L ile gösterilen merkezler arasında yerel saat farkı bulunmaktadır.
Bu farkın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Yerel saat, bir yerin Güneş'e göre konumundan doğar ve yalnızca boylama bağlıdır. Aynı boylam üzerindeki bütün noktalarda yerel saat aynıdır; boylam farkının her derecesi 4 dakikalık bir saat farkı yaratır.
Uygulama: Haritada K ülkenin en batısında, L ise en doğusunda gösterilmiştir. Aralarındaki yerel saat farkını yaratan şey, farklı boylamlar üzerinde bulunmalarıdır. Türkiye'nin en batısı ile en doğusu arasında yaklaşık 76 dakikalık bir yerel saat farkı vardır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yükselti sıcaklığı ve basıncı etkiler, yerel saati değil. İklim farkı da saatle ilgili değildir. Enlem farkı gölge boyunu ve gündüz süresini değiştirir ama öğle vaktinin ne zaman olacağını belirlemez. Denize uzaklık ise karasallıkla ilgilidir.
Soru 93/120Coğrafya
Yer kabuğunun derinliklerindeki magmanın kırıklardan yüzeye çıkıp soğumasıyla oluşan yer şekillerine volkanik yer şekilleri denir. Koni biçimli dağlar, kraterler ve geniş tüf örtüleri bu grubun başlıca örnekleridir.
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen alanların hangisinde volkanik kökenli yer şekillerine daha yaygın olarak rastlanır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Volkanik yer şekilleri, yer kabuğundaki kırıklardan yüzeye çıkan magmanın soğumasıyla oluşur. Bu nedenle volkanik araziler, geçmişte etkin volkanizmanın yaşandığı bölgelerde toplanır.
Uygulama: II ile gösterilen İç Anadolu'nun güneydoğusu, Türkiye'de volkanizmanın en yoğun izlerini taşıyan yöredir. Erciyes ve Hasandağı gibi sönmüş volkanlar, çevredeki geniş tüf örtüleri ve bu tüflerin aşınmasıyla oluşan peribacaları bu alanda bulunur.
Diğer seçenekler neden olmaz? I ile gösterilen Trakya ve III ile gösterilen Ege çöküntü ovaları alanında yer şekilleri akarsu aşındırması ve tektonik çöküntülerle biçimlenmiştir. IV ile gösterilen Orta Karadeniz kıyısında delta ovaları öne çıkar. V ile gösterilen Güneydoğu Anadolu ise geniş düzlükler ve platolarla kaplıdır; buradaki bazalt örtüler yaygın volkanik şekiller oluşturacak ölçüde değildir.
Soru 94/120Coğrafya
Bir akarsu, uzun bir jeolojik zaman boyunca yatağını aşındırarak eğimini azaltır ve sonunda aşındırma ile biriktirmenin dengelendiği bir profile ulaşır. Bu evreye gelmiş akarsular artık derin vadiler açmaz, geniş menderesler çizerek akar.
Türkiye'deki akarsuların büyük bölümünün denge profiline ulaşamamış olması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Denge profili, bir akarsuyun aşındırma gücünü yitirip yatağının hemen hemen düzleştiği son evredir. Bu evreye ulaşmak uzun bir jeolojik zaman ve durulmuş bir arazi gerektirir.
Uygulama: Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan ve yakın jeolojik dönemde toptan yükselmiş genç bir ülkedir. Bu yükselme akarsuların eğimini artırmış, aşındırma güçlerini yeniden canlandırmıştır. Bu yüzden akarsular derin vadiler açmayı sürdürür ve denge profiline ulaşamaz.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yağış rejiminin düzensizliği akarsuyun akımını değiştirir, yatağının eğimini değil. Bitki örtüsünün tahribi taşınan alüvyon miktarını artırır. Toprak çeşitliliği ve yarım küre konumu ise akarsu profiliyle ilgili değildir.
Soru 95/120Coğrafya
Doğal bitki örtüsü, bir yörenin iklim koşullarının en açık göstergelerinden biridir. Her iklim tipinin, o iklimin sıcaklık ve yağış düzenine uyum sağlamış kendine özgü bir bitki topluluğu vardır.
Yukarıdaki haritada K ile gösterilen yörenin alçak kıyı kuşağında, tahrip edilmemiş alanlarda görülen doğal bitki örtüsü aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Doğal bitki örtüsünü belirleyen temel etken iklimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin kendine özgü bitki örtüsü makidir.
Uygulama: K, Akdeniz kıyı kuşağında yer alır. Yükselti arttıkça Toros yamaçlarında iğne yapraklı ormanlar başlar; soruda sorulan ise alçak kıyı kuşağıdır. Buradaki bitkiler uzun yaz kuraklığına dayanabilmek için kısa boylu, sert ve çoğu kez her dem yeşil yapraklıdır. Bu bodur çalı topluluğuna maki denir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Bozkır, yağışın azaldığı karasal iç bölgelerin örtüsüdür. İğne yapraklı ormanlar yükseklerde ve serin nemli alanlarda görülür. Çayır, yaz yağışı alan yüksek yerlerin otsu örtüsüdür. Savan ise ülkemizde hiç görülmeyen, tropikal kuşağa özgü bir örtüdür.
Soru 96/120Coğrafya
Türkiye'de yaklaşık aynı enlemde bulunan iki merkezden birinin yıllık sıcaklık farkının diğerinden belirgin biçimde fazla olması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Yıllık sıcaklık farkı (amplitüd), karasallığın en açık göstergesidir. Deniz, yavaş ısınıp yavaş soğuduğu için kıyıları ılımanlaştırır ve yıl içindeki sıcaklık değişimini bastırır; denizden uzaklaştıkça bu etki kaybolur.
Uygulama: İki merkez aynı enlemde olduğuna göre Güneş ışınlarının geliş açısı ikisinde de yaklaşık aynıdır. Geriye kalan belirleyici etken denize uzaklıktır. Denizden uzaktaki merkez yazın daha çok ısınır, kışın daha çok soğur ve yıllık sıcaklık farkı büyür.
Diğer seçenekler neden olmaz? Bakı, aynı yerin yamaçları arasında fark yaratır ve yıllık amplitüdü açıklamaz. Bitki örtüsü sıcaklığın nedeni değil sonucudur. Toprak yapısının iklimle böyle bir ilişkisi yoktur. Güneş ışınlarının geliş açısı ise enlemle belirlenir; soruda iki merkezin aynı enlemde olduğu verilmiştir.
Soru 97/120Coğrafya
Türkiye'de nüfus ülke geneline dengeli dağılmamıştır. Bu dağılışı belirleyen etkenler arasında yer şekilleri ve yükselti, iklim koşulları, tarım alanlarının genişliği ile sanayi ve ulaşım olanakları sayılabilir.
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen illerin hangisinde nüfus yoğunluğunun az olmasında yükselti ve engebe daha belirleyicidir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Nüfusun dağılışını belirleyen doğal etkenlerin başında yer şekilleri gelir. Yükseltinin fazla, arazinin engebeli olduğu yerlerde tarım alanı daralır, ulaşım güçleşir ve kış koşulları ağırlaşır; bu da nüfusu seyrekleştirir.
Uygulama: III ile gösterilen alan, Türkiye'nin en yüksek ve en engebeli kesiminde yer alır. Düzlük alanların çok az olması, tarım ve yerleşme için elverişli arazi bırakmaz; nüfus yoğunluğunun düşük kalmasının başlıca nedeni budur.
Diğer seçenekler neden olmaz? I ve V ile gösterilen alanlar sanayi ve limanlarıyla Türkiye'nin en yoğun nüfuslu kesimlerindendir. II, verimli ovaları ve sanayisiyle yoğun nüfusludur. IV ile gösterilen alan ise geniş bir delta ovası üzerinde kurulmuş, tarım ve sanayisiyle kalabalık bir yöredir.
Soru 98/120Coğrafya
Türkiye'de kırsal alanlardan kentlere yaşanan göçün nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir olayın nedeni ile sonucu karıştırılmamalıdır. Göçün nedenleri göçten ÖNCE var olan ve insanı harekete geçiren koşullardır; göç ettikten sonra ortaya çıkan durumlar ise sonuçtur.
Uygulama: Konut sıkıntısı ve gecekondulaşma, kentlere yoğun göç olduktan sonra ortaya çıkan sorunlardır. Bunlar insanı kente çeken değil, tersine kentteki yaşamı zorlaştıran durumlardır; göçün nedeni olarak gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Tarımda makineleşme kırsalda iş gücü ihtiyacını azaltarak insanları iten bir etkendir. Kentlerdeki iş olanakları ile gelişmiş eğitim ve sağlık hizmetleri çekici etkenlerdir. Mirasla bölünen toprakların geçindirmeye yetmemesi de kırsaldan iten güçlü bir nedendir.
Soru 99/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada K ile gösterilen yörede küçükbaş hayvancılığın yaygın olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Hayvancılık türünü belirleyen etken, hayvanın beslenebileceği doğal yem kaynağıdır. Gür ve sulu otlaklar büyükbaş hayvancılığa, kısa boylu ve kuraklığa dayanıklı otlarla kaplı bozkırlar ise küçükbaş hayvancılığa elverişlidir.
Uygulama: K ile gösterilen İç Anadolu, yaz kuraklığının belirgin olduğu, doğal bitki örtüsünün bozkır olduğu bir yöredir. Koyun ve keçi bu kısa boylu otlarla beslenebildiği için burada küçükbaş hayvancılık öne çıkar.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yörede yağış fazla değil azdır; zaten fazla olsaydı çayır örtüsü oluşur ve büyükbaş hayvancılık gelişirdi. İç Anadolu engebeli değil, geniş plato ve ovalarla kaplıdır. Sanayi ve kıyıya yakınlık ise hayvancılık türünü belirleyen etkenler değildir.
Soru 100/120Coğrafya
Madenlerin dağılışı, oluştukları jeolojik ortama bağlıdır; bu yüzden her maden belirli havzalarda toplanır. Türkiye maden çeşitliliği bakımından zengin olmakla birlikte pek çok madenin işletilebilir rezervi sınırlıdır.
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen yörelerden hangisi taş kömürü çıkarımıyla tanınır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Madenler, oluştukları jeolojik ortama bağlı olarak belirli havzalarda toplanır. Taş kömürü, bataklık ormanlarının çok uzun süre yüksek basınç altında kalmasıyla oluşur ve Türkiye'de yalnızca tek bir havzada işletilebilir düzeydedir.
Uygulama: III ile gösterilen Batı Karadeniz kıyısındaki havza, Türkiye'nin taş kömürü çıkarılan tek yöresidir. Buradaki kömür, ısı değeri yüksek olduğu için demir-çelik sanayisinin de bu çevrede kurulmasını sağlamıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? I ile gösterilen yöre bor ve linyit yataklarıyla; V ile gösterilen yöre tuz ve linyitle anılır. II ve IV ile gösterilen alanlar ise taş kömürü bakımından işletilebilir yatak içermez. Linyit ülkenin pek çok yerinde bulunur ama taş kömüründen farklı bir kömür türüdür.
Soru 101/120Coğrafya
Türkiye'de üretiminde yararlanılan; I. hidroelektrik, II. jeotermal, III. rüzgâr enerji kaynaklarından hangileri yenilenebilir enerji kaynağıdır?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Yenilenebilir enerji kaynakları, kullanıldıkça tükenmeyen ya da kısa sürede kendini yenileyen doğal kaynaklardır. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar ise sınırlıdır ve yenilenemez.
I. Doğrudur; hidroelektrik enerji akarsuların gücünden elde edilir ve su döngüsü sürdüğü sürece kaynak tükenmez. II. Doğrudur; jeotermal enerji yer altındaki sıcak su ve buhardan elde edilir; ısı kaynağı yerin derinliklerindeki jeolojik süreçlerle sürekli beslenir. III. Doğrudur; rüzgâr, atmosferdeki basınç farklarından doğar ve sürekli yenilenir.
Üçü de yenilenebilir kaynaktır; Türkiye bu üç kaynağın tamamından elektrik üretmektedir.
Soru 102/120Coğrafya
Turizm, bir yörenin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlere göre farklı türlerde gelişir. Deniz turizmi, kış turizmi, termal turizm ve kültür turizmi bunların başlıcalarıdır ve her biri farklı coğrafi koşullar ister.
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen yörelerden hangisinde kış turizmi ön plandadır?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Turizm türünü belirleyen şey yörenin doğal koşullarıdır. Kış turizmi; yükseltinin fazla olduğu, kar yağışının bol ve kar örtüsünün yerde uzun süre kaldığı yerlerde gelişir.
Uygulama: II ile gösterilen yöre, yükseltinin iki bin metreyi aştığı, karın kasımdan nisana kadar yerde kalabildiği bir alandır. Uygun eğimli yamaçlarıyla kayak merkezlerinin kurulduğu ve kış turizminin öne çıktığı bir merkezdir.
Diğer seçenekler neden olmaz? I, III, IV ve V ile gösterilen yörelerin tamamı Akdeniz ve Ege kıyı kuşağındadır. Buralarda kışlar ılık geçer, kar yağışı çok seyrektir ve turizm deniz-kum-güneş üçlüsüne ya da tarihî değerlere dayanır.
Soru 103/120Coğrafya
Türkiye'de demir yolu ulaşımının kara yoluna göre daha sınırlı kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Bir ulaşım türünün gelişmesini belirleyen başlıca doğal etken yer şekilleridir. Demir yolu, eğim ve dönüş yarıçapı bakımından kara yoluna göre çok daha kısıtlıdır; engebeli arazide tünel ve viyadük zorunluluğu maliyeti aşırı yükseltir.
Uygulama: Türkiye dağlık ve yüksek bir ülkedir; dağlar kıyılara paralel uzanır ve iç kesimler yüksek platolarla kaplıdır. Bu yapı demir yolu yapımını hem güçleştirmiş hem pahalılaştırmış, buna karşın eğime daha kolay uyum sağlayan kara yolu hızla yaygınlaşmıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Nüfusun dengesiz dağılışı hat güzergâhlarını etkiler ama genel gelişmişlik düzeyini açıklamaz. İklim koşulları demir yolu yapımını engelleyecek ölçüde ağır değildir. Akarsuların ulaşıma elverişsizliği ayrı bir konudur. Denizlerle çevrili olmak ise deniz ulaşımıyla ilgilidir ve demir yolunu sınırlayan bir etken değildir.
Soru 104/120Coğrafya
Yukarıdaki haritada numaralarla gösterilen merkezlerden hangisinin bulunduğu coğrafi bölge, Türkiye'nin ortalama yükseltisi en fazla olan bölgesidir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Coğrafi bölgeler, yer şekilleri ve iklim özelliklerine göre ayrılır. Ortalama yükselti, bir bölgenin sıcaklık, tarım ürünleri, ulaşım ve nüfus dağılışını belirleyen en temel özelliklerdendir.
Uygulama: III ile gösterilen merkez Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alır. Bu bölge, ortalama yükseltisi iki bin metreye yaklaşan, Türkiye'nin en yüksek ve en dağlık bölgesidir. Yükseltinin fazlalığı burada kışların uzun ve sert geçmesine, tarım mevsiminin kısalmasına yol açar.
Diğer seçenekler neden olmaz? I ile gösterilen merkez Marmara Bölgesi'ndedir; bu bölge Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan bölgesidir. II Ege, IV Akdeniz bölgesinde yer alır ve ikisinde de kıyı kuşağı alçaktır. V ile gösterilen İç Anadolu ise yüksek bir platodur ancak ortalama yükseltisi Doğu Anadolu'nun altındadır.
Soru 105/120Coğrafya
Karadeniz Bölgesi'nde; I. gür ormanların yaygın olması, II. çay gibi yaz kuraklığına dayanamayan ürünlerin yetiştirilebilmesi, III. kıyıda doğal liman sayısının az olması özelliklerinden hangileri bölgenin her mevsim yağış almasıyla doğrudan ilişkilidir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Bir özelliğin hangi etkene bağlı olduğu belirlenirken, o etken ortadan kalktığında özelliğin de kaybolup kaybolmayacağı düşünülür. İklime bağlı özellikler yağış ve sıcaklıkla; jeolojik özellikler ise arazi yapısıyla açıklanır.
I. Doğrudur; her mevsim yağış alması, ağaçların yıl boyunca su bulmasını sağlar ve bölgeyi Türkiye'nin orman bakımından en zengin bölgesi yapar. II. Doğrudur; çay yaz kuraklığına dayanamayan, yıl boyunca nem ve düzenli yağış isteyen bir üründür. Türkiye'de ticari olarak yalnız bu bölgede yetiştirilebilmesinin nedeni doğrudan bölgenin yağış rejimidir. III. Yanlıştır; doğal liman sayısının azlığı, kıyının fazla girintili çıkıntılı olmamasından ve dağların kıyıya paralel uzanmasından kaynaklanır. Bu, yağışla değil yer şekilleriyle açıklanan bir özelliktir.
Buna göre yalnız birinci ve ikinci özellikler yağış rejimiyle doğrudan ilişkilidir.
Soru 106/120Vatandaşlık
1982 Anayasası'na göre, savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde bile dokunulamayacak çekirdek haklar arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Anayasa'nın 15. maddesi, olağanüstü yönetim usullerinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulabileceğini söyler; ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, bu durumda dahi dokunulamayacak bir çekirdek alan belirler.
Uygulama: Bu çekirdek alan dört başlıktan oluşur: savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında kişinin yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığının bütünlüğü, kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaması ve bunlardan dolayı suçlanamaması, suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi ve suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamaması. Seçeneklerden yalnız masumiyet karinesi bu listede yer alır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, yerleşme ve seyahat, haberleşme ve dernek kurma hürriyetlerinin dördü de olağanüstü hâllerde ölçülülük ilkesine uyularak sınırlandırılabilen ya da kullanımı durdurulabilen hürriyetlerdir; çekirdek alanın dışındadır.
Soru 107/120Vatandaşlık
Aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası'nda yer alan değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümler arasında gösterilemez?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Anayasa'nın 4. maddesine göre değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek hükümler yalnız ilk üç maddedir: 1. madde devletin şeklinin Cumhuriyet olduğunu, 2. madde Cumhuriyet'in niteliklerini, 3. madde ise devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, resmî dilini, bayrağını, millî marşını ve başkentini düzenler.
Uygulama: "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir." hükmü 6. maddede yer alır. Anayasa'nın temel bir ilkesi olmakla birlikte ilk üç madde içinde bulunmadığı için değiştirilemez hükümler arasında gösterilemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Yönetim biçiminin Cumhuriyet olması 1. maddede; resmî dilin Türkçe olması, başkentin Ankara olması ve millî marşın İstiklal Marşı olması ise 3. maddede düzenlenmiştir. Dördü de ilk üç madde kapsamında olduğundan değiştirilemez hükümlerdir.
Soru 108/120Vatandaşlık
Hukuk kuralları, düzenledikleri ilişkinin niteliğine göre kamu hukuku ve özel hukuk olmak üzere iki büyük dala ayrılır. Bu ayrımda taraflardan birinin devlet olup olmadığı ve taraflar arasında astlık-üstlük ilişkisi bulunup bulunmadığı ölçüt alınır.
Aşağıdakilerden hangisi kamu hukuku dallarından biri değildir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Hukuk, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine göre ikiye ayrılır. Kamu hukuku, devletin egemenlik gücünü kullanarak taraf olduğu ilişkileri düzenler ve taraflar arasında astlık-üstlük ilişkisi vardır. Özel hukuk ise eşit konumdaki kişiler arasındaki ilişkileri düzenler.
Uygulama: Borçlar hukuku, sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerini düzenler. Taraflar eşit konumdadır ve iradeleriyle hüküm doğururlar; bu nedenle özel hukuk dalıdır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Anayasa hukuku devletin temel yapısını ve iktidarın sınırlarını; idare hukuku idarenin kuruluş ve işleyişini; ceza hukuku suç ve cezaları; vergi hukuku ise devletin vergilendirme yetkisini düzenler. Dördünde de devlet egemenlik gücüyle taraftır ve dördü de kamu hukuku dalıdır.
Soru 109/120Vatandaşlık
1982 Anayasası, temel hak ve hürriyetlerin mutlak olmadığını, belirli koşullarda sınırlandırılabileceğini kabul eder. Ancak bu sınırlamanın hangi organca, hangi biçimde ve hangi ölçütlere uyularak yapılacağını da ayrıntılı biçimde düzenlemiştir.
1982 Anayasası'na göre temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının çerçevesini çizer. Buna göre sınırlama yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ANCAK KANUNLA yapılabilir.
Uygulama: Anayasa'nın 104. maddesi de Cumhurbaşkanlığı kararnamesine açık bir sınır çizer: ikinci kısmın birinci ve ikinci bölümlerindeki temel haklar ile kişi hakları ve ödevleri ve dördüncü bölümdeki siyasi haklar ve ödevler kararnameyle düzenlenemez. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, sınırlamanın kararnameyle yapılabileceği söylenemez.
Diğer seçenekler neden olmaz? Sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olması, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmaması ve ölçülülük ilkesine uygun bulunması; dördü de 13. maddede sayılan güvencelerdir.
Soru 110/120Vatandaşlık
2017 Anayasa değişikliğiyle Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmiş; yasama ve yürütme organlarının görev alanları birbirinden kesin biçimde ayrılarak yeniden belirlenmiştir.
1982 Anayasası'na göre, aşağıdakilerden hangisi TBMM'nin görev ve yetkileri arasında yer almaz?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Anayasa'nın 87. maddesi TBMM'nin görev ve yetkilerini sayar. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yasama ile yürütme birbirinden ayrılmıştır; yürütmeye ilişkin atama yetkileri Cumhurbaşkanı'na aittir.
Uygulama: Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atamak ve görevlerine son vermek, Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı'nın yetkisindedir. TBMM'nin bu konuda bir atama yetkisi yoktur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak yasama organının en temel işlevidir. Savaş ilanına karar vermek, para basılmasına karar vermek ve genel ile özel af ilanına karar vermek de 87. maddede TBMM'ye tanınmış yetkilerdir.
Soru 111/120Vatandaşlık
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yürütme yetkisi ve görevi doğrudan Cumhurbaşkanı'na aittir. Cumhurbaşkanı hem devletin başı hem yürütmenin başıdır ve yetkileri Anayasa'da tek tek sayılmıştır.
1982 Anayasası'na göre, aşağıdakilerden hangisi Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri arasında yer almaz?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Kuvvetler ayrılığı gereği her organ kendi üyeleri üzerinde yetkilidir. Milletvekilliği sıfatının sona ermesi yasama organının iç işleyişine ilişkin bir konudur.
Uygulama: Anayasa'nın 84. maddesine göre milletvekilliğinin düşmesi her hâlde TBMM'nin kendi işleyişi içinde sonuçlanır: istifada Genel Kurul karar verir, kesin hüküm giymede mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle düşme gerçekleşir, bağdaşmayan bir görevde ısrar hâlinde ise yetkili komisyonun raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir. Bu, Cumhurbaşkanı'nın değil Meclis'in yetkisindedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atamak ve görevden almak, milletlerarası antlaşmaları onaylayıp yayımlamak, kanunları bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e geri göndermek ve anayasa değişikliğine ilişkin kanunları halkoyuna sunmak; dördü de Anayasa'nın 104. maddesinde Cumhurbaşkanı'na tanınan yetkilerdir.
Soru 112/120Vatandaşlık
Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin anayasa yargısı organıdır. Kuruluşu, üyelerinin seçimi, çalışma usulü ve görevleri Anayasa'da ayrıntılı olarak düzenlenmiş; görev alanı sınırlı sayıda konuyla belirlenmiştir.
1982 Anayasası'na göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında yer almaz?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: Türk yargı düzeninde her mahkemenin görev alanı Anayasa ve kanunlarla ayrı ayrı belirlenmiştir. İdarenin işlemlerinin hukuka uygunluk denetimi idari yargının alanına girer.
Uygulama: İdari işlemlere karşı açılan iptal davalarına idare mahkemeleri, kanunda sayılan belirli işlemlerde ise ilk derece mahkemesi olarak Danıştay bakar. Anayasa Mahkemesinin bu konuda görevi yoktur.
Diğer seçenekler neden olmaz? Kanunların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek Anayasa Mahkemesinin asli görevidir. Temel hak ve hürriyeti kamu gücü tarafından ihlal edilenlerin bireysel başvurularını karara bağlamak, siyasi partilerin kapatılması davalarına bakmak ve Cumhurbaşkanı'nı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak da bu mahkemenin görevleri arasındadır.
Soru 113/120Vatandaşlık
Türk idare teşkilatı, Anayasa'nın 123. maddesine göre kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve merkezden yönetim ile yerinden yönetim esaslarına dayanır. Bu iki esas, kuruluşların tüzel kişilik ve karar alma biçimleri bakımından birbirinden ayrılır.
Aşağıdakilerden hangisi yerinden yönetim kuruluşları arasında yer alır?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Türkiye'de idare, merkezden yönetim ve yerinden yönetim olmak üzere iki temel ilkeye göre örgütlenir. Yerinden yönetim kuruluşlarının ayırt edici özelliği, ayrı bir tüzel kişiliğe, kendi karar organlarına ve kendi bütçesine sahip olmalarıdır.
Uygulama: Belediye, halkın seçtiği belediye başkanı ve belediye meclisiyle yönetilen, ayrı tüzel kişiliği ve bütçesi bulunan bir mahallî idaredir. İl özel idaresi ve köy ile birlikte yerinden yönetim kuruluşlarındandır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Valilik ve kaymakamlık, merkezî idarenin taşradaki uzantısı olan taşra teşkilatı birimleridir; vali ve kaymakam merkezden atanır. Bakanlık merkezî idarenin başkent teşkilatındadır. Bölge müdürlükleri de bakanlıkların taşra birimleridir; hiçbirinin ayrı tüzel kişiliği yoktur.
Soru 114/120Vatandaşlık
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Uluslararası insan hakları belgeleri; hazırlayan örgüte, kabul tarihine ve bağlayıcılık derecesine göre ayrılır. Bildirge niteliğindeki metinler devletlere yol gösterir ama doğrudan yaptırım öngörmez.
Uygulama: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Otuz maddeden oluşur ve insan haklarının uluslararası alanda ilan edildiği temel belgedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Avrupa Konseyi'nin hazırladığı belge, 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'dir; bu ayrı bir metindir. Bildirge tavsiye niteliğindedir, yaptırım gücü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi denetim organlarına sahip sözleşmelerde bulunur. Bildirge yaşama hakkı ve düşünce özgürlüğü gibi kişisel-siyasal hakları da kapsar. Türkiye ise bildirgeyi 1949'da kabul edip Resmî Gazete'de yayımlamıştır.
Soru 115/120Güncel Bilgiler
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve 21 Şubat 2024'te ilk uçuşunu gerçekleştiren millî muharip uçağın adı aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Savunma sanayii sorularında araçlar türlerine göre ayrılır: muharip uçak, jet eğitim uçağı, insansız hava aracı ve helikopter farklı kategorilerdir.
Uygulama: KAAN, TUSAŞ tarafından geliştirilen millî muharip uçaktır ve ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te yapmıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? ANKA, TUSAŞ'ın insansız hava aracıdır. AKINCI, Baykar tarafından geliştirilen taarruzi insansız hava aracıdır. HÜRJET, TUSAŞ'ın jet eğitim uçağıdır ve ilk uçuşunu 2023'te gerçekleştirmiştir. ATAK-2 ise bir taarruz helikopteridir; hiçbiri muharip uçak değildir.
Soru 116/120Güncel Bilgiler
Türkiye'nin yerli ve millî elektrikli otomobili olarak geliştirilen, ilk teslimatları 2023 yılında yapılan aracın markası aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: A
Kural: Sanayi ve teknoloji sorularında marka adı ile üretim dönemi birlikte değerlendirilir; Türkiye'nin otomobil girişimleri farklı dönemlere aittir.
Uygulama: Togg, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu tarafından geliştirilen yerli ve millî elektrikli otomobil markasıdır. Bursa Gemlik'teki tesiste üretilen ilk modelin teslimatları 2023 yılında başlamıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Devrim, 1961'de Eskişehir'de üretilen ilk yerli otomobil denemesidir ve seri üretime geçememiştir. Anadol, 1966'dan itibaren üretilen yerli montaj otomobil markasıdır. Şahin ve Kartal ise Tofaş tarafından lisansla üretilmiş içten yanmalı motorlu modellerdir; hiçbiri elektrikli değildir.
Soru 117/120Güncel Bilgiler
Aşağıdakilerden hangisi UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Türkiye varlıklarından biri değildir?
Çözüm
Doğru cevap: B
Kural: UNESCO Dünya Mirası Listesi ile Geçici Liste birbirinden farklıdır. Geçici Liste, ülkelerin ileride aday göstermeyi düşündüğü varlıkları içerir ve o listede bulunmak Dünya Mirası unvanı kazandırmaz.
Uygulama: Trabzon'daki Sümela Manastırı, Türkiye'nin UNESCO Geçici Listesi'nde yer alan varlıklardandır; Dünya Mirası Listesi'ne henüz alınmamıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Şanlıurfa'daki Göbeklitepe 2018'de, Adıyaman'daki Nemrut Dağı 1987'de, Karabük'teki Safranbolu Şehri 1994'te ve İzmir'deki Efes 2015'te Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Dördü de listede yer alan Türkiye varlıklarındandır.
Soru 118/120Güncel Bilgiler
Türkiye'de para politikasını yürütmek ve fiyat istikrarını sağlamakla görevli kurum aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: C
Kural: Ekonomi yönetiminde maliye politikası ile para politikası ayrı kurumlarca yürütülür. Maliye politikası vergi ve kamu harcamalarını, para politikası ise para arzını ve faizi konu alır.
Uygulama: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kanunla belirlenmiş temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banknot ihracı, para politikası araçlarının kullanımı ve döviz rezervlerinin yönetimi bu kurumun yetkisindedir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Hazine ve Maliye Bakanlığı maliye politikasından ve kamu borç yönetiminden sorumludur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bankaların denetimini, Sermaye Piyasası Kurulu borsa ve sermaye piyasalarının düzenlenmesini yürütür. Türkiye İstatistik Kurumu ise resmî istatistikleri üretir.
Soru 119/120Güncel Bilgiler
Türkiye'nin kurucu üyeleri arasında yer aldığı uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: D
Kural: Kurucu üyelik, örgütün kuruluş belgesini kuruluş anında imzalamış olmayı gerektirir. Sonradan katılan devletler üye olur ama kurucu sayılmaz.
Uygulama: Türkiye, 1945'te San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı imzalamış ve örgütün kurucu üyeleri arasında yer almıştır.
Diğer seçenekler neden olmaz? Türkiye NATO'ya kuruluşundan üç yıl sonra, 1952'de katılmıştır. Avrupa Birliği'ne üye değildir; adaylık statüsü bulunmaktadır. Şanghay İşbirliği Örgütü'nde ise üye değil diyalog ortağıdır. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ise 1960'ta petrol ihracatçısı ülkelerce kurulmuştur; Türkiye bu örgütün üyesi değildir.
Soru 120/120Güncel Bilgiler
2020 yılında Karadeniz'de yapılan sondaj çalışmaları sonucunda keşfedilen ve Türkiye'nin bugüne kadarki en büyük doğal gaz keşfi olarak açıklanan sahanın adı aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap: E
Kural: Enerji keşiflerinde sondaj kuyusunun adı ile sahanın adı farklı olabilir; soruda sorulanın hangisi olduğuna dikkat edilmelidir.
Uygulama: 2020 yılında Fatih sondaj gemisiyle Karadeniz'de açılan Tuna-1 kuyusunda doğal gaz bulunmuş ve keşfedilen alana Sakarya Gaz Sahası adı verilmiştir. Bu, Türkiye'nin bugüne kadarki en büyük doğal gaz keşfidir.
Diğer seçenekler neden olmaz? Filyos, Zonguldak'ta kurulan doğal gaz kara terminalinin bulunduğu yerin adıdır; sahanın değil. Amasra, sahada açılan kuyulardan birinin adıdır. Karadeniz-1 ve Zonguldak Gaz Sahası ise resmî olarak kullanılan adlandırmalar değildir.