Anlatım Bozukluğu 12
Gereksiz sözcük kullanımına örnek ve düzeltmesi?
Eş/yakın anlamlı ikili sözcük ya da çıkarılınca anlamı bozmayan söz vardır. "Yaklaşık üç saat kadar" (yaklaşık + kadar) → "yaklaşık üç saat". "Geri iade etti" → "iade etti", "gizli sır" → "sır".
Yanlış anlamda sözcük kullanımı ne demek, örnek?
Anlamı karıştırılan bir sözcüğün yanlış yerde kullanılmasıdır. "İlaç ağrıyı azımsıyor" → doğrusu "azaltıyor". "İki olay arasında büyük bir ayrıntı var" → doğrusu "fark var".
Sözcüğün yanlış yerde kullanımına örnek?
Bir sözcük, anlamı bozacak biçimde yanlış yere konur. "Yeni sınava giren öğrenciler" (öğrenciler mi yeni?) → "Sınava yeni giren öğrenciler". Sözcüğün yeri anlamı değiştirir.
Çelişen (mantık dışı) sözler bozukluğu nedir, örnek?
Anlamca birbiriyle çelişen sözler yan yana gelir. "Kesinlikle belki gelir" (kesinlik + olasılık çelişir). "Aşağı yukarı tam yüz kişi" de böyledir; biri atılmalı.
Mantık/sıralama hatası anlatım bozukluğu nasıl olur?
Küçükten büyüğe ya da özelden genele sıra bozulur. "Bırakın romanı, kitap bile okumaz" yanlış; kitap romanı kapsar → "Bırakın kitabı, roman bile okumaz" olmalı.
Deyim yanlışı ve anlam belirsizliği bozukluklarına örnek?
Deyim yanlış kullanılır: "Çok sevindi, etekleri tutuştu" → doğrusu "etekleri zil çaldı". Belirsizlik: "Öğretmen öğrencisini kardeşinden çok seviyor" (kimin kardeşi belli değil).
Cansız/insan dışı çoğul öznede yüklem nasıl olmalı?
Cansız ya da insan dışı çoğul özne alan yüklem TEKİL olur. "Kuşlar uçuyorlardı" → "uçuyordu". "Sorular çok zordular" → "zordu". Sayı sıfatlı özne de tekil ister: "Beş öğrenci geldiler" → "geldi".
Topluluk adı özne ve kişi (şahıs) uyumunda kural?
Topluluk adı (halk, ordu, sınıf) yüklemi tekil ister: "Halk meydanı doldurdular" → "doldurdu". Kişi uyumunda öncelik 1.>2.>3.: "Ben ve kardeşim gittiler" → "gittik".
Özne-yüklem uyumunda bozukluk sayılMAYAN durumlar?
İnsan çoğul öznede çoğul yüklem doğrudur: "Konuklar salona girdiler". Saygı çoğulu da bozukluk değildir: "Atatürk, ülkeyi kurtardılar". Bunlar tuzaktır, düzeltilmez.
Ortak öge (nesne/tümleç) eksikliği nasıl anlaşılır?
İki yüklemin ortak sandığın ögesi her ikisine aynı hâlde uymalı. "neyi" ≠ "kime" ise öge ortak olamaz. "Öğretmenini sever, teşekkür ederdi" → sever kimi?, teşekkür ederdi kime? → "ona" eksik (dolaylı tümleç).
Yüklem/ek eylem eksikliği ve çatı uyuşmazlığı örneği?
Ek fiil/yüklem düşer: "Ben Türkçe, o matematik çalışıyor" → "Ben Türkçe çalışıyorum, o...". Çatı: "Sorular çözüldü ve öğretmen kontrol etti" (biri edilgen biri etken) → "öğretmen tarafından kontrol edildi".
Tamlama, ek ve bağlaç yanlışlarına örnek?
Tamlama karışır: "bilimsel ve sanat etkinlikleri" → "bilimsel etkinlikler ve sanat etkinlikleri". Ek: "okumayı ve yazmak istiyorum" → "yazmayı". Bağlaç: sebep-sonuç varken "çalıştı fakat başarılı oldu" → "ve/bu yüzden".
Anlatım Özellikleri 18
Öyküleme ile betimlemeyi ayıran temel ölçüt nedir?
Zaman: öykülemede olay akar (fiil bolluğu, "sonra, ardından"), betimlemede zaman durur (sıfatlarla durağan tablo). Kamera hareket ediyorsa öyküleme, sabit fotoğraf çekiyorsa betimlemedir.
Tartışma (tartışmacı) anlatımı hangi işaretlerden tanınır?
Bir karşı görüşü çürütüp okuru ikna eder. Sinyal sözcükler: "oysa, ne var ki, ancak, aksine, katılmıyorum, bence yanlış". Yalnız tarafsız bilgi verilirse tartışma değil açıklamadır.
Açıklama (açıklayıcı) anlatımı neyi amaçlar, işareti nedir?
Bilgi verme, öğretme amacı taşır; tarafsız ve öğreticidir. "…dır/…dir" ile "nedir/nasıl/neden" sorularına cevap verir. Karşı görüş çürütme yoktur.
İzlenimsel (öznel) ile açıklayıcı (nesnel) betimlemenin farkı?
İzlenimselde yazar kendi duygusunu katar, sıfatlar özneldir: "Kasvetli, ürkütücü bir sessizlik." Açıklayıcıda gözleme dayalı, nesnel bilgi verilir: "Oda iki pencereli, 20 metrekareydi."
Fiziksel portre ile ruhsal (tinsel) portre arasındaki fark?
Fiziksel portre dış görünüşü verir: "uzun boylu, çatık kaşlı." Ruhsal portre huy/karakter/iç dünyayı verir: "çabuk sinirlenen, alıngan biriydi."
Öyküleme hangi dört öğeyle kurulur?
Olay – kişi (şahıs) – zaman – mekân. Anlatım fiil ağırlıklıdır ve olay zaman içinde ilerler; "araladı, süzüldü, yürüdü" gibi ardışık fiiller görülür.
Tanık gösterme ile örneklendirmeyi nasıl ayırt edersin?
Tırnaklı söz + onu söyleyen saygın/uzman kişi varsa tanık gösterme ("kim söyledi?" önemli): "Mevlânâ, 'Sabır anahtardır' der." Otorite yok, somut örnekler sıralanıyorsa örneklendirmedir.
Benzetme ile karşılaştırmayı ayıran ölçüt nedir?
Benzetme iki şeyi benzerlik üzerinden bağlar: "gibi, sanki, andırır." Karşılaştırma iki şeyi derece/nitelik bakımından kıyaslar: "daha, en, -e göre, oysa, her ikisi de."
Sayısal verilerden yararlanma yolu nasıl anlaşılır?
Düşünce istatistik/sayı ile desteklenir: rakam, yüzde, oran, tarih. Örn. "Kazaların yüzde 70'i sürücü hatasından kaynaklandı."
Tanımlama ile açıklama arasındaki fark nedir?
Tanımlama "nedir?" sorusuna "…dır/…demektir/…denir" kalıbıyla kısa cevap verir: "Roman, uzun bir anlatı türüdür." Açıklama ise daha geniş bilgilendirmedir.
İlahi, kahraman ve gözlemci bakış açısını ne ayırır?
Ölçüt: anlatıcı kahramanın içini biliyor mu? İlahi (hâkim) her şeyi bilir, iç dünyayı da aktarır (3. kişi). Kahraman kendi yaşadığıyla sınırlıdır ("ben"). Gözlemci sadece dıştan görüneni verir (3. kişi).
Duruluk ile açıklık kusuru nasıl ayırt edilir?
Fazlalık/gereksiz sözcük varsa duruluk kusuru: "geri iade etti, yukarıya çıktı." Cümle birden çok anlama geliyorsa açıklık kusuru: "Onu kardeşiyle okula gönderdim."
Betimlemede duyulardan yararlanma nasıl fark edilir?
Ayrıntılar beş duyuya (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) seslenir. Renk, ses, koku, tat, doku sözcükleri geçer: "mis kokulu, cırcır öten, buz gibi". Yalnız görme değil, farklı duyular birlikte kullanılırsa güçlü betimleme işaretidir.
Kişileştirme (teşhis) hangi anlatımda görülür, işareti nedir?
İnsan dışı varlığa insana özgü davranış/duygu verilir; betimlemede sık kullanılır. "Ağaçlar el sallıyor, rüzgâr fısıldıyordu." Nesne konuşur/üzülür/gülerse kişileştirme vardır.
Neden-sonuç ilişkisiyle düşünceyi geliştirme nasıl anlaşılır?
Bir olgu gerekçesiyle bağlanır. Sinyal: "çünkü, bu yüzden, -dığı için, dolayısıyla, sonucunda". Örn. "Yağmur yağmadığı için verim düştü."
Genelleme yapma bir anlatım yolu olarak nasıl tanınır?
Tek/az örnekten tümü kapsayan yargıya geçilir. İşaret: "herkes, hepsi, hiç kimse, bütün, her zaman, asla". Örn. "İnsanlar mutluluğu hep başka yerde arar."
Ses/sözcük yinelemesi anlatıma ne katar?
Aynı sesin ya da sözcüğün tekrarı ritim, ahenk ve akıcılık sağlar. Örn. "Gide gide, yürüye yürüye yorulduk." Anlam için değil, ses uyumu için tekrar edilir.
Öngörüde (tahminde) bulunma anlatımda nasıl anlaşılır?
Gelecekle ilgili beklenti/kestirim bildirilir. İşaret: "olacak, gelecekte, muhtemelen, bekleniyor, önümüzdeki yıllarda". Örn. "Bu hızla giderse kaynaklar tükenecek."
Cümle Türleri 13
Bir cümle hangi dört boyutta aynı anda sınıflanır?
Anlam (olumlu/olumsuz/soru/emir/ünlem), yüklem türü (fiil/isim), yüklem yeri (kurallı/devrik) ve yapı (basit/birleşik/sıralı/bağlı). Önce yüklemi bul.
Basit cümle ile birleşik cümleyi ayıran ölçüt nedir?
Tek çekimli yüklem varken fiilimsi (isim-fiil/sıfat-fiil/zarf-fiil) yoksa BASİT, varsa BİRLEŞİK. Örn: "Ağlayan çocuk sustu." → "ağla-yan" sıfat-fiil olduğu için birleşik.
Yapıyı belirlerken fiilimsiyi yüklem sayar mısın?
Hayır. Yüklem = kip/kişi ekli çekimli fiil ya da ek fiilli isim. Fiilimsi çekimli yüklem sayılmaz; sadece yapının birleşik olup olmadığını belirler.
Cümle uzun diye birleşik olur mu?
Olmaz. Uzunluk, çekim eki ya da ek fiil basitliği bozmaz. Fiilimsi yoksa cümle basittir. Örn: "O, yıllardır burada tek başına yaşıyordu." uzun ama fiilimsi yok → basit.
Sıralı cümle ile bağlı cümle farkı nedir?
İkisinde de birden çok yüklem vardır. Yargılar yalnız virgül/noktalı virgülle bağlıysa SIRALI; bağlaçla (ve/ama/çünkü/ki) bağlıysa BAĞLI. Örn: "Kitabı aldım, okudum." sıralı; "Geldim ama bulamadım." bağlı.
"Ali ve Veli geldi." cümlesi neden basittir? (ve tuzağı)
"ve" burada özneleri (kelimeleri) bağlıyor, iki yargıyı değil; tek yüklem var → basit. Ama "Ali geldi ve hemen oturdu." iki yargıyı bağlar → bağlı.
Girişik birleşik cümle nedir?
Tek çekimli yüklemi olup içinde fiilimsiyle kurulmuş yan yargı bulunan birleşik cümle. Örn: "Gelen alındı." ("gel-en" sıfat-fiil) veya "Koşarak eve gitti." ("koş-arak").
Bağımlı sıralı ile bağımsız sıralı cümle farkı nedir?
İkisi de virgülle bağlıdır. Ortak öge (özne/nesne vb.) varsa BAĞIMLI: "Kitabı aldım, okudum." Ortak öge yoksa BAĞIMSIZ: "Yağmur yağdı, yollar kapandı."
Fiil cümlesi ile isim cümlesi nasıl ayrılır?
Yüklemin türüne bakılır. Yüklem çekimli fiilse fiil cümlesi ("Öğrenci test çözdü."); yüklem isim/isim soyluysa isim cümlesi ("Hava soğuk.", "Bu konu önemlidir.").
Kurallı, devrik ve eksiltili cümle nasıl ayrılır?
Kurallı: yüklem sonda ("Bugün Türkçe çalıştım."). Devrik: yüklem var ama sonda değil ("Geliyor uzaktan bir ses."). Eksiltili: yüklem hiç yok, anlam bağlamdan tamamlanır ("Her yerde sessizlik…").
Biçimce olumlu bir cümle anlamca olumsuz olabilir mi?
Evet, biçim ile anlam çaprazı KPSS tuzağıdır. "Bu havada dışarı çıkılır mı?" biçimce olumlu/soru ama anlamca olumsuz (= çıkılmaz). Tersi de olur: "Seni sevmez olur muyum?" biçimce olumsuz, anlamca olumlu.
İç içe (aktarmalı) birleşik cümle nasıl anlaşılır?
Bir yargı, başka bir yargının içinde (genelde aktarma olarak) yer alır. Örn: "'Gel' dedi." — "Gel" cümlesi "dedi" yükleminin nesnesi gibi içine girmiştir → iç içe birleşik.
Girişik birleşik cümlede fiilimsili yan cümleciğin görevi nasıl bulunur?
Fiilimsili öbeği bir bütün alıp yükleme sor. Yanıt öge görevini verir: "Gelen(i) gördüm" (neyi? → nesne), "Çalışan kazanır" (kim? → özne), "Koşarak geldi" (nasıl? → zarf tümleci).
Cümlenin Ögeleri 14
Ögeleri bulmanın sabit yöntemi nedir?
Önce cümle dışı unsuru at, sonra yüklemi bul, sonra yükleme soru sorarak diğer ögeleri belirle. Söz öbekleri (tamlama, deyim, ikileme) bölünmez, tek öge sayılır.
Yükleme hangi soru sorularak özne bulunur?
"Kim? / Ne?" sorusu sorulur; eylemi yapan/olan yalın sözdür. Örn: "Bahçede güller açtı" → "o açtı" → güller özne.
Belirtili nesne ile dolaylı tümleci ayıran soru sözcükleri neler?
Belirtili nesne: "Neyi? / Kimi?" (-ı/-i ekli). Dolaylı tümleç: "Nereye/Nerede/Nereden? Kime/Kimde/Kimden?" (-e/-de/-den ekli). Örn: "kitabı" neyi→nesne; "torununa" kime→DT.
Zarf tümleci hangi sorularla bulunur, işareti nedir?
"Nasıl? Ne zaman? Ne kadar? Niçin?" sorularına cevap verir ve hâl eki YOKtur. Örn: "akşamları okudu" → ne zaman → zarf tümleci.
Edat tümlecinin işareti nedir?
Sonu bir edatla biter (ile, için, göre, kadar). "Ne ile? Kime göre? Kimin için?" sorularına cevap verir. Örn: "Arkadaşları için çabaladı."
Yüklem tek sözcük müdür, çeşitleri neler?
Tek sözcük sanma. Tek fiil ("geldi"), birleşik fiil ("karar verdi"), isim+ek fiil ("arkadaşımdı"), deyim ("etekleri zil çaldı") olabilir; birden çok sözcük olabilir.
Özne ile belirtisiz nesne "o/onu" testi nasıl uygulanır?
Ikisine de "ne?" sorulur. Başına "onu" gelebiliyorsa nesne, "o" gelebiliyorsa özne. "güller açtı"→"o açtı"→özne; "güller diktik"→"onları diktik"→belirtisiz nesne.
Gerçek özne ile sözde özne farkı nedir?
Yüklem edilgen (-il/-in) ise ve baştaki söz işi yapmayıp ondan etkileniyorsa sözde öznedir. "İşçiler duvarı yıktı"→gerçek özne; "Duvar yıkıldı"→sözde özne.
Nesne hangi cümlelerde bulunur; "nesne yok" sorusunun anahtarı?
Nesne yalnız GEÇİŞLİ fiil yüklemli cümlelerde bulunur. Geçişsiz fiil (koştu, uyudu) ve isim yüklemli cümlede nesne aranmaz. "neyi çıktı?" sorulamaz → nesne yok.
"-den" ekli söz dolaylı tümleç mi zarf tümleci mi, nasıl anlarız?
Hâl eki olsa bile anlama bak. "Okuldan geldi" (nereden?) → dolaylı tümleç. "Soğuktan titredi" (niçin?) → zarf tümleci.
Cümle dışı unsur nedir, öge sayısına katılır mı?
Bağlaç (ve/ama/oysa), ünlem, hitap, ara söz cümle dışı unsurdur; yükleme soru sorulmaz, cümleden çıkınca yargı bozulmaz, öge sayısına katılmaz. Örn: "Ne yazık ki..."
Kurallı cümlede hangi öge vurgulanır?
Yükleme en yakın, yani yüklemden hemen önceki öge vurguludur. "Bu haberi ben dün gazeteden okudum"→vurgu "gazeteden"; sırayı değiştirip "ben okudum" dersen vurgu özneye kayar.
Ara söz ne zaman açıklayıcı öge, ne zaman cümle dışı unsurdur?
Bir ögeyi açıklayıp onun ekini/görevini paylaşıyorsa o ögeye dahil açıklayıcıdır; yargıyla ilgisiz ek bilgiyse cümle dışıdır. Örn: "Komşumuz, Ali Bey, taşındı" → "Ali Bey" özne açıklayıcısıdır, özneyle tek öge sayılır.
Devrik cümlede vurgu hangi ögededir?
Kurallı cümlede yüklemden önceki öge vurguluyken, yüklemi sonda olmayan devrik cümlede vurgu yüklemin kendisindedir. Örn: "Gelmez artık o eski günler" → vurgu "gelmez" yükleminde.
Ekler / Sözcükte Yapı 17
Kök nedir; isim kökü ile fiil kökü nasıl ayrılır?
Kök, sözcüğün anlamlı en küçük parçasıdır. İsim kökü varlık/kavram bildirir ("ev", "taş", "göz"); fiil kökü iş/oluş bildirir, mastar eki alabilir ("gel-", "yaz-", "oku-").
Sesteş kök ile ortak kök arasındaki fark nedir?
Ölçüt: isim ile fiil arasında anlam bağı var mı? Yoksa sesteş: "yüz" (sayı) ↔ "yüz-" (yüzmek). Varsa ortak: "savaş" ↔ "savaş-", "boya" ↔ "boya-".
Yapım eki ile çekim ekini ayıran temel ölçüt nedir?
Yapım eki yeni bir sözcük (yeni sözlük maddesi) kurar, çoğu kez anlamı/türü değiştirir: "göz → gözlük". Çekim eki yeni sözcük yapmaz, yalnız görev yükler: "göz → gözler".
Çekim eklerinin kapalı listesi nelerdir?
Çokluk -ler/-lar, hâl -i/-e/-de/-den, iyelik -im/-in/-i, ilgi (tamlayan) -in/-ın, soru mı/mi ve kip-kişi ekleri (geldi-m, okuyor-uz). Bunlar dışındaki ekler yapımdır.
"Çekimi sil, kalana bak" testi yapıyı nasıl belirler?
Tüm çekim eklerini zihinden çıkar. Geriye kökten fazla bir şey (yapım eki) kalıyorsa türemiş, sadece kök kalıyorsa basittir. Örn: "okullarda" → sil → "okul" → basit.
Fiilimsi ekleri çekim mi yapım eki midir?
Yapım ekidir; sözcüğü türemiş yapar. İsim-fiil (-mek, -me, -ış), sıfat-fiil (-en, -dik, -ecek), zarf-fiil (-ince, -erek, -ip). Örn: "koşan" = koş- + -an → türemiş.
Aynı "-i" ekinin iyelik mi belirtme hâli mi olduğu nasıl anlaşılır?
Başına "onun" gelebiliyorsa iyelik: "onun kitabı". "Neyi?" sorusuna cevapsa belirtme hâli: "kitabı gördüm". İkisi de çekim ekidir, yapı basit kalır.
"-ki" ekinin üç hâli nedir; hangisi yapım ekidir?
Aitlik -ki yapım ekidir, türemiş yapar ("evdeki", "yarınki"); çekimden sonra gelen istisnadır. İlgi "seninki, benimki". Bağlaç "ki" ek değildir, ayrı yazılır ("Duydum ki").
Yapım eklerinin dört türü nedir; birer örnek?
İsimden isim: "gözlük, insanlık". İsimden fiil: "sula-, başla-". Fiilden isim: "yazı, sevgi, bilgi". Fiilden fiil: "yazdır-, sevin-".
Basit / türemiş / birleşik kararı hangi sırayla verilir?
1) İki kök (iki anlamlı sözcük) var mı? → Birleşik ("bilgisayar"). 2) Yoksa en az bir yapım eki var mı? → Türemiş ("gözlük"). 3) Yalnız çekim eki/eksiz → Basit ("kitaplar").
Çekim ekleri bir sözcüğün yapısını değiştirir mi?
Hayır. Altın kural: sözcük kaç çekim eki alırsa alsın basit kalır; tek bir yapım eki onu türemiş yapar. "okullarımızda" basit, "okulcu" türemiştir.
Birleşik sözcük ve birleşik fiil nasıl oluşur?
İki anlamlı kökün kaynaşmasıyla: "hanımeli, gecekondu, kahvaltı". Birleşik fiil: yardımcı fiille ("fark etmek"), kurallı ("yapabilmek, gidivermek"), kaynaşmış ("vazgeçmek").
Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri hangi sorularla ayırt edilir?
Yönelme -e/-a → "kime/neye/nereye?": "eve". Bulunma -de/-da → "nerede/kimde?": "evde". Ayrılma -den/-dan → "nereden/kimden/neden?": "evden". Üçü de çekim ekidir, yapıyı basit bırakır.
"-in" eki tamlayan (ilgi) mi yoksa 2. tekil iyelik mi; nasıl anlaşılır?
Ardından iyelikli bir tamlanan geliyorsa ilgi (tamlayan) ekidir: "evin kapısı". Kendisi "senin" ile eşleşen sahiplik bildiriyorsa 2. tekil iyelik ekidir: "senin evin". İkisi de çekim ekidir.
III. çoğul kişi iyelik eki hangisidir; çokluk ekiyle nasıl karışır?
"Onların …-ları/-leri": "onların kalemleri". "-leri" hem 3. çoğul iyelik hem çokluk+belirtme olabilir: "kitapları okudum" (çokluk) ↔ "onların kitapları" (iyelik). "Onların" oturuyorsa iyelik.
Tamlama kalıplaşınca birleşik sözcük nasıl oluşur?
Sıfat/isim tamlaması anlamca kaynaşıp tek varlık adına dönüşünce birleşik olur; anlam gerçek nesneden uzaklaşır, tamlama eki çoğu kez düşer: "sivrisinek, açıkgöz, hanımeli, aslanağzı".
"+lı" ve "+sız" ekleri hangi yapım eki türüdür; işlevleri nedir?
İkisi de isimden isim yapım ekidir; sözcüğü türemiş yapar. +lI o özelliğe sahip olmayı bildirir: "tuzlu, paralı". +sIz onun karşıtı, yokluğu bildirir: "tuzsuz, parasız".
Fiilde Çatı 13
Çatı nedir ve hangi cümlelerde aranır?
Çatı, fiilin özne ve nesneyle ilişkisidir. Yalnız fiil cümlelerinde aranır; isim (ek fiil) cümlesinde çatı yoktur. Örnek: "Hava soğuktu" isim yüklemdir, çatı aranmaz.
Bir fiilin çatısı neden ikili etiketle yazılır?
Her çekimli fiilin iki çatısı birden vardır: nesne ekseni (geçişli/geçişsiz) + özne ekseni (etken/edilgen/dönüşlü/işteş). Cevap daima ikili olur, örn. "etken + geçişli".
Bir fiil geçişli mi geçişsiz mi nasıl anlaşılır?
Fiile "neyi/kimi/onu?" sorusu sorulur; nesne alıyorsa geçişli, almıyorsa geçişsizdir. Nesne cümlede yazılı olmasa da alabiliyorsa geçişlidir: "Çocuk (kitabı) okuyor" geçişli; "Kuş uçtu" geçişsiz.
Özne ekseni (etken/edilgen/dönüşlü/işteş) nasıl belirlenir?
İşi yapan özne belliyse etken; yapan gizliyse (-l/-n) edilgen; özne hem yapıp hem etkileniyorsa dönüşlü; iş karşılıklı/birlikte (-ş) yapılıyorsa işteştir. Örn. "Kapı açıldı" edilgen.
Edilgen fiil neden daima geçişsizdir?
Edilgen fiil nesne alamaz; eski nesne sözde özneye döner. Bu yüzden edilgen fiil daima geçişsizdir. Örn. "Camlar silindi" → edilgen + geçişsiz ("camlar" sözde özne).
Aynı -l/-n ekiyle edilgeni dönüşlüden ayıran test nedir?
"... tarafından" eklenebiliyorsa (yapan gizli dış özne) edilgen; "kendi kendine/kendini" uygunsa (özne hem yapan hem etkilenen) dönüşlüdür. "Çocuk (kendini) yıkandı" dönüşlü; "Çamaşırlar (biri tarafından) yıkandı" edilgen.
Dönüşlü çatı nedir?
Özne işi yapar ve işten kendisi etkilenir; "kendi kendine/kendini" eklenebilir. -l/-n eki alır ama yapan dıştan biri değildir. Örn. "Kadın süslendi", "Çocuk yıkandı".
İşteş çatı nasıl anlaşılır, hangi durumda -ş işteş yapmaz?
-ş eki "karşılıklı" (selamlaştılar) ya da "birlikte" (kuşlar uçuştu) anlamı katıyorsa işteştir. Bu anlamı katmıyorsa işteş değildir: "çalıştı, gelişti".
Oldurgan çatı nedir?
Geçişsiz bir kökün -r/-t/-dır ekiyle geçişli yapılmasıdır. Kök nesne almaz. Örn. "Bebek uyudu → Anne bebeği uyuttu" (uyu- geçişsiz kök).
Oldurgan ile ettirgen (ikisi de -t/-dır) nasıl ayrılır?
Ek almadan önceki köke bak: kök nesne almıyorsa (geçişsiz) oldurgan (gül→güldür); nesne alıyorsa (geçişli) ettirgen (oku→okut). Hafıza: yapamayanı yaptırdıysan oldurgan, zaten yapanı yaptırdıysan ettirgen.
Ettirgen çatı nedir?
Geçişli bir köke "başkasına yaptırma" anlamı katılmasıdır; kök zaten nesne alır. Örn. "Yazıyı yazdı → Öğretmen yazıyı yazdırdı" (yaz- geçişli kök).
Öznesi bulunmayan edilgen cümle nasıl olur?
Kimi edilgen cümlelerde hiç özne yoktur; "hangi cümlede özne yoktur" sorusunun cevabıdır. Örn. "Buraya izinsiz girilmez", "Bu konuda çok konuşuldu" → edilgen, özne yok.
Sözde özne nedir, gerçek özneden farkı nedir?
Sözde özne, edilgen fiilde özne yerine geçen eski nesnedir; işi yapmaz, ondan etkilenir. Gerçek özne ise işi yapandır. "Ev boyandı" → "ev" sözde özne (kendisi boyamaz); "Usta evi boyadı" → "usta" gerçek özne.
Fiil - Ek Fiil - Fiilimsi 19
Fiilimsi sorularında ilk yapılacak refleks nedir?
Önce cümlenin YÜKLEMİNİ (çekimli fiil) bul; o fiilimsi değildir. Geriye kalan fiil kökenli sözcüklere görev testini uygula. Örn: "...çalışan öğrenci dinlenmeyi unuttu" → yüklem "unuttu".
Fiilimsi (eylemsi) nedir ve neden çekimli fiil sayılmaz?
Fiilden türer ama kip-kişi eki almaz, tek başına yüklem olamaz. Cümlede isim, sıfat veya zarf görevi görür. Üç türü var: isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil.
İsim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiili ayıran temel ölçüt nedir?
Görevi: isim-fiil işin ADINI verir (özne/nesne olur); sıfat-fiil ardındaki İSMİ niteler; zarf-fiil ardında isim olmadan YÜKLEMİ etkiler. Örn: "gülen çocuk" sıfat-fiil, "koşarak geldi" zarf-fiil.
İsim-fiil ekleri nelerdir?
-ma/-me, -mak/-mek, -ış/-iş. İşin adını verir; özne veya nesne olur, hâl-iyelik eki alabilir. Örn: "yüzmek", "gülme", "geliş".
Sıfat-fiil eklerini hatırlatan kodlama nedir?
"Anası mezar dikecekmiş" → -an, -ası, -maz, -ar, -dik, -ecek, -miş. Ardından gelen ismi niteler. Örn: "okunacak kitap", "gülen çocuk".
Zarf-fiil eklerine örnekler nelerdir?
-ıp, -arak, -madan, -ınca, -ken, -eli, -dıkça. Ardında isim olmadan yüklemi (fiili) etkiler. Örn: "koşarak geldi", "gidince", "durmadan".
"-ecek, -ar, -maz, -mış" ekleri hem kip hem sıfat-fiil eki olabilir; nasıl ayırırsın?
Sözcük bir İSMİ niteliyorsa sıfat-fiil, YÜKLEMSE kip ekidir. Örn: "gelecek yıl" (sıfat-fiil) ↔ "Yarın gelecek" (gelecek zaman); "akar su" ↔ "Nehir akar".
"-ma" ekinin üçlü tuzağı nedir?
"Beni arama" → olumsuzluk eki (fiilimsi DEĞİL, yüklem). "araman gerekmiyordu" → isim-fiil (-ma+iyelik). "durmadan" → zarf-fiil. "-ma gördüm=olumsuzluk" yanılgısına düşme.
Adlaşan fiilimsi ne demektir?
"gelecek, çakmak, yakacak, dolmuş, danışman" gibi sözcükler kalıcı İSİM olmuştur; cümlede fiilimsi görevi taşımaz. Örn: "Çakmağı ver" → burada fiilimsi yok, isim var.
Ek fiilin (i-) iki görevi nedir?
1) İsim soylu sözcüğü yüklem yapar: "Ben öğrenciyim", "Hava soğuktu". 2) Basit zamanlı fiili birleşik zamanlı yapar: asıl kip + ek fiil. Ekleri: idi, imiş, ise, -dir.
Gizli (örtük) ek fiil nedir; ÖSYM bunu nasıl sorar?
İsim/sıfat yüklemde -dir düşebilir ama ek fiil yine vardır. "Hava bugün çok güzel(dir)" → ek fiil var. "Hangi cümlede ek fiil var?" sorusunda bu örtük yüklem aranır.
İş, durum ve oluş fiilleri nasıl ayırt edilir?
Nesne alır (neyi?) → iş/kılış: "kitabı okudu". "Ne yaptı?", iradeli, nesnesiz → durum: "uyudu, sustu". "Ne oldu?", irade dışı değişim → oluş: "sarardı, paslandı".
Kip (anlam) kayması nedir?
Bir kip ekinin çekimlendiği zamandan farklı bir zaman/kip anlamı taşımasıdır. Örn: "Tren yarın kalkıyor" (şimdiki zaman eki → gelecek anlamı); "Fatih 1453'te İstanbul'u alır" (geniş zaman → geçmiş).
Haber (bildirme) kipleri ile dilek (tasarlama) kipleri nasıl ayrılır?
Haber kipi zaman bildirir: -dı, -mış, -yor, -ecek, -r. Dilek kipinde zaman yok, tasarı vardır: gereklilik -meli, şart -se, istek -e, emir (eksiz). Örn: "gelmeli" dilek, "geldi" haber.
Geniş zamanın olumsuzunda kip ekine ne olur?
Genelde olumsuz çekimde de kip eki bulunur; tek aykırı durum geniş zamandır: eki düşer. "gelirim" → olumsuzu "gelmem" (-r yok). "okursun" → "okumazsın".
Bileşik (birleşik) fiil kaç yolla oluşur?
Üç yol: 1) Kurallı bileşik fiil (yardımcı fiil bil-/ver-/gel-/dur-/yaz- ile), 2) Yardımcı fiille kurulan (isim + et-/ol-/eyle-/kıl-: "terk etmek"), 3) Anlamca kaynaşmış/deyimleşmiş ("göze girmek").
Kurallı bileşik fiilin türleri ve ekleri nelerdir?
Yeterlilik -abilmek: "gelebilir"; Tezlik -ivermek: "gidiverdi"; Sürerlilik -agelmek/-adurmak: "süregeldi"; Yaklaşma -ayazmak: "düşeyazdı" (az kalsın düştü).
Birleşik zamanlı (bileşik çekimli) fiilin türleri nelerdir?
Asıl kip + ek fiil: Hikaye (idi) → "gelmişti"; Rivayet (imiş) → "geliyormuş"; Şart (ise) → "gelirse". Örn: "okurdu" = geniş zamanın hikayesi.
"değil" sözcüğünün ek fiille ilişkisi nedir?
"değil" ek fiilin olumsuzudur; isim soylu yüklemi olumsuz yapar. Örn: "O, öğretmen değil(dir)" → "öğretmendir"in olumsuzu. Fiili değil, isim cümlesini olumsuzlar.
Noktalama İşaretleri 16
Virgülün başlıca görevleri nelerdir?
Eş görevli sözcükleri ("Kalem, defter, silgi aldı.") ve sıralı cümleleri ayırır; ara sözü, hitabı ve evet/hayır gibi sözleri ayırır; bağlaç yerine durak olur.
Anlam değiştiren virgül nasıl işler? ("Genç, adama yardım etti.")
Virgül, ilk sözcüğü sonraki addan koparıp özne yapar, böylece anlam değişir. Virgül varsa ilk sözcük sıfat değil ÖZNEDİR: yardım eden gençtir; virgülsüz "genç adam" olurdu.
Virgül hangi durumlarda KONMAZ?
Özne–yüklem arasına gereksiz yere konmaz ("Ankara, başkenttir" yanlış); "ve, veya, ya da, ile" bağlaçlarından önce konmaz ("geldi, ve gitti" yanlış).
Noktalı virgül ne zaman kullanılır?
İçinde virgül olan grupları ayırır ("Ankara, Konya İç Anadolu'da; İzmir, Aydın Ege'dedir.") ve bağlaçsız, anlamca bağlı bağımsız cümleleri ayırır ("Üşüdüm; ceketimi giydim.").
İki nokta ne zaman kullanılır?
Kendinden sonra açıklama, örnek ya da alıntı geldiğinde kullanılır. "Şunları aldı: kalem, defter." / "Öğretmen dedi ki: 'Tekrar edin.'" İki nokta açar, tanıtır.
Noktalı virgül ile iki nokta arasındaki fark nedir?
İki nokta AÇAR/TANITIR: sonrasında açıklama, örnek, alıntı gelir ("Şunlar: ..."). Noktalı virgül ise bağlaçsız iki akraba yargıyı BAĞLAR ("Üşüdüm; paltomu giydim.").
Kesme işareti ne zaman kullanılır, ne zaman kullanılmaz?
Özel ad + çekim eki, kısaltma + ek ve sayı + ek kesmeyle ayrılır: "Ankara'ya", "TBMM'de", "1923'te". Ama özel ada gelen YAPIM eki kesme almaz: "Ankaralı", "Türklük".
"de/da" ve "ki" kesme işareti alır mı?
Bağlaç olan "de/da" ve "ki" ayrı yazılır, kesme almaz. Ek olan "-de/-da" ise bitişik ve kesmesizdir. "Ali de geldi" (bağlaç) ↔ "evde" (ek).
Dolaylı soru cümlesinde soru işareti kullanılır mı?
Hayır, dolaylı soruda soru işareti KONMAZ. "Gelip gelmeyeceğini sordu." / "Nerede olduğunu sordu." Soru işareti yalnızca gerçek soru cümlesinde kullanılır.
Üç nokta hangi durumlarda kullanılır?
Tamamlanmamış sözde ("O eski günler..."), "ve benzeri" yerine ("roman, şiir...") ve alıntıda atlanan bölümü göstermek için kullanılır.
Kısa çizgi ile uzun çizgi arasındaki fark nedir?
Kısa çizgi ara sözü, ek/kök göstermeyi ve arası/yönü belirtir ("Ankara-İstanbul yolu"). Uzun çizgi ise konuşma çizgisidir, diyalog başında kullanılır ("— Bugün çalıştın mı?").
Noktanın başlıca kullanım alanları nelerdir?
Cümle sonunda; kısaltmalarda (Dr., Prof.); sıra sayısında (3.); tarihte (29.10.1923); saatte (14.30). Ölçü birimlerinde nokta yoktur (kg, cm).
Ünlem işareti hangi durumlarda kullanılır?
Sevinç, acı, korku, şaşkınlık bildiren sözlerden sonra ve seslenme/hitap ile uyarı sözlerinden sonra konur. "Eyvah!", "Ey Türk gençliği!", "Dikkat!" Coşku ne kadar güçlüyse ünlem o denli gereklidir.
Tırnak işareti hangi durumlarda kullanılır?
Başkasından yapılan alıntıyı, cümlede özellikle vurgulanan sözü ve kitap/yazı adını göstermek için kullanılır. "Atatürk, 'Ne mutlu Türk'üm diyene.' dedi." / "Sait Faik'in 'Semaver'i".
Parantez (yay ayraç) ne için kullanılır?
Cümle içinde ek bilgi, açıklama veya kaynak vermek için kullanılır; çıkarılınca cümle bozulmamalı. "Yunus Emre (1240?-1320) bir gönül eridir." Ara sözü ayırmada iki virgül yerine de geçebilir.
Zarf-fiilden (bağ-fiil) sonra virgül konur mu?
-ip, -erek, -ince, -dıkça gibi zarf-fiil ekli sözden sonra çoğunlukla virgül konur. "Eve gelince, hemen uyudu." Böylece art arda gelen eylemler ayrılır ve okuma kolaylaşır.
Ses Bilgisi 15
Büyük ünlü uyumu (kalınlık-incelik) nedir?
İlk hecedeki ünlü kalınsa sonrakiler kalın, inceyse ince olur. Uyar: "kapılar, çocuklar". Uymaz (istisna/yabancı): "kitap, dünya, anne". Uyumu bozan ekler: -yor, -ki, -daş, -gil, -ken.
Küçük ünlü uyumu (düzlük-yuvarlaklık) nedir?
Düz ünlüden sonra düz ünlü gelir; yuvarlaktan sonra ya düz-geniş (a, e) ya da dar-yuvarlak (u, ü) gelir. "-yor" eki bu uyumu bozar: "geliyor, bakıyor".
Ünsüz yumuşaması hangi durumda olur?
Sözcük p, ç, t, k ile biter ve ünlüyle başlayan ek gelirse bu sesler b, c, d, g/ğ olur. Değişen ses köktedir. Ör: "kitap→kitabı", "ağaç→ağacı", "yürek→yüreği".
Ünsüz benzeşmesi (sertleşme) nedir?
Sözcük sert ünsüzle (FıSTıKÇı ŞaHaP) biter ve ek c, d, g ile başlarsa ekin başı sertleşir (c→ç, d→t, g→k). Değişen ses ektedir. Ör: "git+di→gitti", "dolap+dan→dolaptan".
Yumuşama ile benzeşmeyi nasıl ayırt ederim?
Yön farkına bak: yumuşamada kökün sonundaki sert ünsüz yumuşar ("kitap→kitabı"); benzeşmede ekin başındaki yumuşak ünsüz sertleşir ("kitap→kitapta"). Test: değişen ses kökte mi ekte mi?
"Tek heceli sözcük yumuşamaz" kuralı kesin mi?
Hayır. Çoğu tek heceli yumuşamaz: "at→atı, süt→sütü, saç→saçı". Ama bazıları yumuşar: "çok→çoğu, kap→kabı, dip→dibi, uç→ucu". Her sözcüğe ayrı bakılır.
Ünlü düşmesi ne zaman olur?
Sözcüğe ünlüyle başlayan ek gelince orta dar ünlü düşer, hece azalır. Ör: "akıl→aklı", "şehir→şehre", "ağız→ağzı". Tuzak: "şehirler"de düşme yok (ek ünlüyle başlamıyor).
Ünlü daralması nedir ve tetikleyicisi nedir?
Sonu a/e ile biten fiile -yor gelince geniş ünlü daralır (a/e→ı/i/u/ü); ses kaybolmaz, değişir. Ör: "başla+yor→başlıyor", "söyle+yor→söylüyor".
Ünlü daralmasında "de-" ve "ye-" fiillerinin istisnası nedir?
Bu iki fiilde daralma yazıya da geçer ve -y ile başlayan her ekte olur: "diyor, yiyor, diyecek, yiyen, diye". Ama -y yoksa daralma yok: "dedi, yedi, demiş".
Ünsüz türemesi (ikizleşme) nedir?
Genellikle Arapça kökte tek ünsüz çiftlenir (asıl ünsüz ortaya çıkar). Ör: "his→hissetmek", "af→affetmek", "hak→hakkı", "zan→zannetmek".
Kaynaştırma ünsüzleri nelerdir, ne zaman girer?
İki ünlü çakışınca araya "YaŞaSıN" (y, ş, s, n) seslerinden biri girer. Ör: "araba+a→arabaya", "iki+er→ikişer", "masa+ı→masası". Tuzak: "onu/bunu"daki n kaynaştırma değildir.
Ulama nedir ve koşulları nelerdir?
Ünsüzle biten sözcükten sonra ünlüyle başlayan sözcük gelince söyleyişte bağlanır; yazıyı değiştirmez, söyleyiş özelliğidir. Ör: "güzel ev→güze-lev". Arada noktalama varsa ulama yapılamaz.
Ünsüz düşmesi ne zaman olur?
Sonu k ile biten bazı sözcükler -l-/-ø yapım eki alınca sondaki k düşer. Ör: "küçük→küçül-mek", "yüksek→yüksel-mek", "alçak→alçal-mak". Ünlü değil ünsüz düşer.
Ünlü türemesi hangi durumlarda görülür?
Pekiştirmeli sıfatlarda ve bazı ikilemelerde araya ünlü türer. Ör: "sağlam→sapasağlam", "güzel→güpegüzel", "içli→içli içli". Ses eklenir, hece artar.
Bir sözcükte birden çok ses olayı olabilir mi?
Evet, aynı sözcükte birkaç olay birlikte görülebilir. Ör: "kayıt→kaydı" (ünlü düşmesi + yumuşama), "burun+u→burnu" (ünlü düşmesi + kaynaştırma).
Sözcük Türleri 22
Bir sözcüğün türü neye göre belirlenir?
Cümledeki görevine göre. Aynı sözcük farklı cümlede farklı tür olur: "çok para" (sıfat), "çok yoruldu" (zarf). Sözcüğe tek başına değil, görevine bak.
Bir sözcüğün türünü bulmak için karar ağacı nedir?
Önüne isim koyabiliyorsan sıfat, yerine isim koyabiliyorsan zamir, fiili/sıfatı etkiliyorsa zarf, çıkınca cümle çöküyorsa edat, çıkınca ayakta kalıyorsa bağlaç.
Sıfat ile zarfı ne ayırır?
Sözcük bir ismi mi yoksa fiili/sıfatı mı etkiliyor? İsmi nitelerse sıfat, fiili etkilerse zarf: "hızlı araba" (sıfat) / "hızlı koştu" (zarf).
Sıfat ile zamiri ne ayırır?
Ardından isim var mı? Varsa sıfat, yoksa (ismin yerini tutuyorsa) zamir: "bazı öğrenciler" (sıfat) / "bazıları" (zamir).
"ile" edat mı bağlaç mı: nasıl anlarsın?
"ve" testi: yerine "ve" gelebiliyorsa bağlaç ("Ali ile Veli" = Ali ve Veli). Araç/birliktelik bildirip "ve" gelmiyorsa edat ("kalemle yazdı").
Edat ile bağlacı cümleden çıkarma testi nasıl işler?
Sözcüğü cümleden çıkar: cümle bozuluyor/çöküyorsa edat ("senin için"), anlamlı ayakta kalıyorsa bağlaç ("Ali ve Veli").
"de/da" ve "ki": bağlaç mı ek mi?
Ayrı yazılıp cümleden çıkarılabiliyorsa bağlaç ("Ben de...", "Duydum ki..."). Bitişik yazılıp çıkarılamıyorsa ek ("evde", "evdeki").
"ne" sözcüğü hangi türlerde olabilir?
"Ne aldın?" zamir · "Ne iş?" soru sıfatı · "Ne güzel!" zarf · "Ne yer ne içer" bağlaç · "Ne! Gerçek mi?" ünlem. Göreve göre değişir.
Sıfatın belirtme türleri nelerdir (kısaca)?
İşaret (bu/şu/o kitap), sayı (üç kalem, üçüncü sıra, üçer elma, yarım ekmek), belgisiz (birkaç, bazı, her), soru (hangi, kaç, nasıl).
Zamirin türleri nelerdir?
Kişi (ben, o, biz), işaret (bu, şu, o), belgisiz (biri, herkes, bazıları), soru (kim, ne, hangisi), dönüşlülük (kendi), ilgi (benimki, -ki).
Yer-yön sözcüğü ne zaman zarf, ne zaman isim olur?
Ek almazsa zarf ("içeri girdi"). Çekim eki alınca isim olur ve dolaylı tümleç görevi görür ("içeriye girdi").
"yalnız" sözcüğünün türü nasıl belirlenir?
Bir ismi nitelerse sıfat ("yalnız çocuk"). "Sadece" anlamı verirse edat ("yalnız seni"). "Ama/fakat" anlamı verirse bağlaç ("geç kaldım yalnız...").
İsim tamlamasının türleri nelerdir?
Belirtili ("kapının kolu"), belirtisiz ("okul kapısı"), takısız ("çelik kapı"), zincirleme ("okulun bahçe kapısı"). Tamlayan ile tamlananın aldığı eke bak.
Belirtili ile belirtisiz isim tamlamasını ne ayırır?
Tamlayan -ın (ilgi) eki alır mı? Alırsa belirtili ("kapı-nın kolu"), almazsa belirtisiz ("kapı kolu"). Belirtilide araya sözcük girebilir, belirtisizde giremez.
"Çelik irade" tamlamasındaki ilişki nedir?
Benzetme ilişkili takısız isim tamlaması: irade çeliğe benzetilir, iki isim de ek almaz. Malzeme bildiren de takısızdır: "altın yüzük" (yüzük altından yapılmış).
Adlaşmış sıfat nedir, nasıl tanınır?
Sıfatın nitelediği isim düşer, sıfat ismin yerini tutar: "Yaşlı(adam) yürüdü", "Akıllılar kazandı". Sıfata isim çekim eki (-ler, -i, -e) gelmesi ipucudur.
Küçültme sıfatı hangi eklerle yapılır?
-cik, -ce/-ça, -(i)msi, -(i)mtırak ekleriyle: "küçücük ev", "büyükçe oda", "ekşimsi tat", "yeşilimtırak". İsmi niteleyip küçültme/yaklaşıklık anlamı katar.
Zarfın (belirteç) türleri nelerdir?
Durum ("hızlı koştu"), zaman ("dün geldi"), yer-yön ("içeri girdi"), miktar/azlık-çokluk ("çok yedi"), soru ("nasıl gitti?"). Fiili, sıfatı ya da zarfı etkiler.
İkilemeyi oluşturan sözcüklerin türü nasıl bulunur?
İkilemenin iki sözcüğü çoğunlukla aynı türdendir; ikilemenin cümledeki görevine bak: "yavaş yavaş" (zarf), "eğri büğrü" (sıfat), "ev bark" (isim).
Bir sözcük nasıl sonradan ünlem değeri kazanır/yitirir?
İsim/sıfat seslenme-heyecan bildirince ünlem olur: "Aslanım!", "Yazık!". Asıl ünlem düz anlatımda değerini yitirir: "Bir ah çekti" (burada "ah" isim).
"kendi" sözcüğü hangi zamir görevlerinde kullanılır?
Dönüşlülük: "kendi geldi". Özneyi pekiştirme (asıl kişi zamiriyle): "ben kendim yaptım". İyelikli kullanımda: "kendi evi". Kişi zamirinin yerini tutabilir.
Ortak tamlayanlı/ortak tamlananlı isim tamlaması nedir?
İki tamlamanın ortak ögesi bir kez yazılır: ortak tamlayan "okulun bahçesi ve kapısı"; ortak tamlanan "yaz ve kış tatili". Ögeler bağlaçla bağlanır.
Sözcükte Anlam 13
Yan anlam ile mecaz anlam nasıl ayrılır?
Test: Bu anlam sözlükte o sözcüğün bir maddesi mi? Kayıtlı/yerleşikse yan anlam ("iğnenin gözü"); o cümlede benzetmeyle anlık doğuyorsa mecaz ("ailenin gözü").
Bir sözcüğün gerçek (temel) anlamı nedir?
Sözcüğün akla gelen ilk, sözlükteki temel anlamıdır. Örn: "Cam kırıldı", "Çocuğun eli üşüdü".
Terim anlam nedir, mecazdan nasıl ayrılır?
Bir bilim/sanat/spor/meslek alanına ait özel anlamdır: "Üçgenin iç açıları" (geometri terimi). Aynı sözcük başka cümlede mecaz olabilir: "Olaya farklı bir açıdan baktı".
Eş anlamlı sözcüklerin klasik tuzağı nedir?
Eş anlamlılar her bağlamda birbirinin yerini tutmaz. "Kara haber/kara talih" denir ama "siyah haber/siyah talih" denmez; ÖSYM yerine getirilemeyeni sorar.
Bir sözcüğün tek bir zıt anlamı var mıdır?
Hayır; karşıtlık cümledeki anlama göre değişir. "Ağır çanta" ↔ hafif; "ağır söz" ↔ yumuşak/tatlı söz. Ayrıca olumsuz (yok) ile zıt farklı şeydir.
Somut ↔ soyut ve nitel ↔ nicel ayrımı nedir?
Somut duyuyla algılanır (taş, ses), soyut zihinde vardır (umut, adalet). Nitel ölçülemeyen özellik (güzel, akıllı), nicel ölçülebilir/sayılabilir (uzun, ağır, üç).
"Genel" ve "özel" anlam neden görecelidir?
Kapsam yanındaki sözcüğe bağlıdır. "Çiçek", "gül"e göre genel ama "bitki"ye göre özeldir. Kapsam kimin yanında durduğuna göre değişir.
Ad aktarması (mecaz-ı mürsel) ile dolaylama nasıl ayrılır?
Test: Kısaltma mı, tarif mi? Ad aktarması tek kavram yerine ilgili tek sözcük koyar ("Ankara=hükûmet"); dolaylama bir kavramı söz öbeğiyle tarif eder ("ormanlar kralı=aslan").
Bir mecaz cümlesinde ad aktarması olup olmadığını nasıl anlarsın?
Önce benzetme var mı diye bak; varsa ad aktarması değildir. Yoksa ve bir sözcük ilgili başka kavram yerine geçmişse (parça↔bütün, yer↔yönetim) ad aktarmasıdır. "Aslan gibi çocuk" benzetmedir, ad aktarması değil.
Kinaye ile mecaz arasındaki fark nedir?
Mecazda yalnızca mecaz anlam geçerlidir, gerçek anlam anlamsız kalır. Kinayede gerçek anlam da geçerlidir ama vurgu mecazdadır: "Mum dibine ışık vermez."
Güzel adlandırma (örtmece) mecazdan nasıl ayrılır?
Amacı örtmek/nezakettir, anlatımı güçlendirmek değil. Kaba/ürkütücü kavram yumuşatılır: "öldü→vefat etti", "kör→görme engelli". "Hakka yürüdü" mecaz değil, güzel adlandırmadır.
Deyim ile atasözü hangi testle ayrılır?
Test: Bir öğüt/genel kural mı veriyor? Evet ise atasözü ("Sona kalan dona kalır"). Sadece bir durumu anlatıyorsa ve genelde mastarla bitiyorsa deyim ("iğneyle kuyu kazmak").
Bir deyimin cümlede doğru kullanılıp kullanılmadığını nasıl anlarsın?
Deyimin kalıplaşmış anlamı, cümlenin verdiği durumla örtüşmelidir. "İşi ağırdan aldı" (yavaş davrandı) doğru; ama aynı deyimi hızlı biri için kullanmak yanlıştır. Anlam-bağlam uyuşmuyorsa kullanım hatalıdır.
Yazım Kuralları 18
'de/da' bağlaç mı ek mi, nasıl anlaşılır?
Cümleden çıkar: anlam bozulmuyorsa bağlaçtır, ayrı yazılır. "Ben de geldim" (çıkarılabilir → ayrı). Bulunma anlamı varsa ektir, bitişik: "Evde kaldım".
Ek olan '-de/-da' ne zaman 'te/ta' olur?
Sert ünsüzden sonra sertleşir: "Sınıfta, kitapta". Altın kural: "te/ta" yazılıyorsa KESİNLİKLE ektir, bağlaç asla sertleşmez. Bağlaç hep "de/da" kalır.
'ki' ne zaman ayrı, ne zaman bitişik yazılır?
Çıkar: anlam bozulmuyorsa bağlaçtır, ayrı: "Duydum ki gelmiş". Çıkarılamıyorsa ek '-ki', bitişik: "evdeki, sendeki". Kalıplar bitişik: belki, çünkü, sanki.
'-ki' eki ünlü uyumuna uyar mı?
Genelde uymaz, tek biçimdir: "masadaki, evdeki" (masadakü değil). İstisna, uyanlar: "dünkü, bugünkü, öbürkü".
Soru eki 'mi' nasıl yazılır?
Her zaman ayrı yazılır, ama kendinden sonraki ek mi'ye bitişir: "Gelecek misin?", "Güzel miymiş?". Yanlış: "geldinmi" → Doğru: "geldin mi".
Soru anlamı yokken 'mi' yine ayrı mı yazılır?
Evet. Pekiştirme ve koşulda da ayrı: "Güzel mi güzel bir ev", "Yağmur yağdı mı sokaklar göl olur". Soru olmasa bile 'mi' hep ayrı.
Akrabalık/unvan sözcükleri ne zaman büyük harfle başlar?
Özel ada bağlıysa büyük: "Ayşe Teyze, Ahmet Bey". Genel/akrabalık anlamındaysa küçük: "bizim teyzem, bir bey".
Yön adları büyük mü küçük mü yazılır?
Belirli bir bölge/ülke ise büyük: "Doğu Anadolu, Batı'ya göç". Yalnızca yön anlamındaysa küçük: "evin doğusu, şehrin batısı".
Birleşik sözcük ne zaman bitişik, ne zaman ayrı yazılır?
Ses olayı ya da yeni/mecaz anlam varsa bitişik: "kahvaltı, hanımeli, gecekondu". Ses olayı yoksa yardımcı fiiller ayrı: "fark etmek, mutlu olmak".
Pekiştirme sözcükleri nasıl yazılır?
Bitişik yazılır: "sapsarı, tertemiz, masmavi". Araya hece giren düzensizler de bitişik: "sapasağlam, çırılçıplak, yapayalnız". "sapa sağlam" yanlıştır.
Sıra sayıları ve tarihler nasıl yazılır?
Sıra sayısı: "5." ya da "5'inci"; ikisi birlikte "5.'inci" YANLIŞ (nokta ve kesme bir arada olmaz). Tarih/yıl kesmeyle: "1923'te, 1980'lerde".
Kısaltmalara ek nasıl getirilir?
Özel ad kısaltmasına kesmeyle, son sesin OKUNUŞUNA göre: "TDK'ye" (te-de-ke ince), "KPSS'ye". Ölçü birimleri noktasız: "km'de, kg'a, cm'yi".
'alt/üst/üzeri' ile kurulan birleşikler nasıl yazılır?
Yer bildirmiyorsa bitişik: "akşamüstü, ayaküzeri, ikindiüstü, suçüstü". Gerçek konum/yer anlamında ayrı: "masa üstü, yatak altı". Test: zaman/durum mu, somut yer mi?
Sıfat-fiil ekli (-an, -r, -maz, -mış) kalıplaşmalar nasıl yazılır?
Kalıplaşıp yeni bir kavram/varlık adı olmuşsa bitişik: "dalgakıran, değerbilmez, güleryüz, çokbilmiş". Sıradan sıfat-fiil öbeği ayrı: "koşan çocuk, gelmez adam".
İki kelimesi de -dı/-r eki almış kalıplaşmalar nasıl yazılır?
Bitişik yazılır: "dedikodu, uyurgezer, biçerdöver, gelgit, kaptıkaçtı". İki çekimli sözcük tek isimde kaynaşmıştır; "dedi kodu" gibi ayrı yazım yanlıştır.
'etmek/olmak' yardımcı fiili ne zaman bitişik yazılır?
İlk sözcükte ses olayı (ünsüz türemesi ya da düşme) varsa bitişik: "hissetmek, affetmek, sabretmek, kaybolmak". Ses olayı yoksa ayrı: "arz etmek, terk etmek, yardım etmek".
Bitki/hayvan/yemek adları ne zaman bitişik, ne zaman ayrı?
Bir sözcük anlam değiştirmişse bitişik: "kavuniçi (renk), ateşböceği, hanımeli". Anlam korunuyorsa ayrı: "kuş üzümü, kara dut, kuru fasulye". Test: gerçek kavun/üzüm mü?
Yabancı özel adlar ve eser adları nasıl yazılır?
Her sözcüğü büyük harfle başlar, gelen ek kesmeyle ayrılır: "New York'ta, Sefiller'i, Guy de Maupassant". Eser adındaki bağlaç/edatlar küçük kalabilir: "Suç ve Ceza".